Ali Kalkancı- Müslüm Gündüz- Fadime Şahin olaylarında da keşke böyle haberleri yapabilseydiniz. Bu gün bunlar başımıza gelmezdi.


SÖZDE ŞEYHLER HAZIR KITA BEKLİYOR

<B>BİZ BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜK</B> - Video
<_script /><_script /><_script /><_script />
BİZ BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜK - Video
Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı ileri sürülen hain komplonun detayları tüyler ürpertiyor.

28 Şubat sürecini yaşayan bir millet olarak ihanet planının "Medya Faaliyetleri" bölümünde geçen iki isim hemen herkesin dikkatini çekiyor.

Bu iki isimden biri Düzce yakınlarında faaliyet gösteren, kendini şeyh ilan eden Ömer Öngüt. Diğeri ise kendini peygamber ve mehdi ilan eden, canlı yayınlarda ilginç şovlar yapan İskender Evrenesoğlu.
http://www.samanyoluhaber.com/haber-154993.html

ŞEYH ADAYLARININ ROLÜ NE?

Gençlik yıllarında Doğu Perinçek'in Türkiye İşçi Partisi için çalışan Evrenesoğlu ismi, şimdi iddiaya göre hain planın oyuncuları arasında geçiyor. Peki Evrenesoğlu'nun bu hain komplo içindeki rolü ne?

MEDYATİK EYLEMLER YAPTIRILACAKTI

Bu sorunun cevabını bulmak hiç de zor değil. Hazırda bekletildiği söylenen kişiler iddiaya göre hain tuzağın medya ayağında yer alacak. Tıpkı 28 şubat sürecinde olduğu gibi. Plana göre Evrenesoğlu ve Öngüt'e medyatik eylemler yaptırılacak, bu kişiler inanan insanlar ile özdeşleştirilecekti. Kamuoyu ise bu şeyh adayları ile bir kez daha yanıltılacaktı.

HAİN PLAN 28 ŞUBAT'I HATIRLATTI

Kamuoyu Öngüt ve Evrenesoğlu gibi kişileri 28 Şubat sürecinde uygulanan benzer senaryolarla yakından tanıdı. Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin gibi isimlerle dindar insanların hem inancı hem ahlakı saldırıya uğradı. Son Millete ihanet planında da işte bu insanları gösterip, dindarlar böyle denilerek, kamuoyunun aldatılması hesabı yapılıyordu.



tarhttp://www.samanyoluhaber.com/arar.php?arama=taraf_komplo

 


Etiketler : Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz, Fadime Şahin

RP'yi kapattıran belge de yalanlanmış!

Ortada 28 Şubat'tan kalma bir belge var ki tam bir facia. Cumhuriyet Başsavcısı ve A. Necdet Sezer'in de onayladığı askeri belge Refah Partisi'ni kapattı. Ama...

RP'yi kapattıran belge de yalanlanmış!

 

Bugün Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren Refah Partisi'nin kapatılmasını tetikleyen, Genelkurmay'a ait  "GİZLİ" ibareli belgenin ortalığı ayağa kaldıracak çok ilginç hikayesini yazdı. Cumhuriyet Başsavcılığı ve dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in de görüp onayladığı belgeyi Genelkurmay bakın nasıl yalanlamış:

O BELGELERİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ahmet Taşgetiren yazdı....

"Müthiş bir belge hikayesi"

İşte müthiş bir hikâye. Var olduğu halde varlığı inkâr edilen bir belgenin hikâyesi...

Ne yazık ki işin içinde Genelkurmay var. 28 Şubat günleri. RP hakkında kapatma davası açılıyor. Bu arada Genelkurmay'da RP ile ilgili bir belge hazırlanıyor. Belgede RP'yi suçlamaya dönük malum şeyler var:

-Yeşil sermaye vs... Belgenin üzerine "GİZLİ" damgası vuruluyor ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderiliyor. Cumhuriyet Başsavcılığı, belgeyi inceliyor, malzemeleri delil olarak kullanıyor ve Anayasa Mahkemesi'ne de gönderiyor. Aynı şekilde AYM de belgeyi inceleyip, Genelkurmay'a iade ediyor.

RP davası, sanıkların Genelkurmay dosyasından haberi olmaksızın, bu gizli malzemelerle görülüyor, parti kapatılıyor. (İşin burası, yani sanığın kendisini suçlayan delillerin kaynağından haberdar olmaması, ayrıca bir hukuk çarpıklığı...)

Sonra...

Bir gün, Cumhuriyet Gazetesi bir "Yeşil sermaye" haberi yapıyor. Kaynak olarak AYM'yi ve Genelkurmay'ın söz konusu belgesini kullanıyor. Ve bu haberde İhlas Holding'in "Yeşil sermaye" olduğu iddiası yer alıyor. Bunun üzerine İhlas Holding adına Enver Ören, Cumhuriyet Gazetesi'ne bir tekzip yazısı yolluyor. Gazete tekzibi yayınlamıyor.

Bunun üzerine Ören adına, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davası açılıyor. Ondan sonra ilginç bir süreç başlıyor. Mahkeme söz konusu belgenin peşine düşüyor.

İlk yazıyı Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın cevabı şöyle: "...yazınıza konu belgeler Refah Partisi'nin kapatılması istemiyle açılan dava ile ilgisi nedeniyle ve gizli kaydıyla 7.7.1997 gün ve SP.13 muh. 1997-432 sayılı yazımız ekinde Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmiştir".

Bu cevabi yazı, böyle bir belgenin mevcut olduğunu ve dava içine girdiğini kanıtlıyor. Asliye Hukuk Mahkemesi, bu defa bir yazı ile söz konusu belgeyi Anayasa Mahkemesi'ne soruyor. AYM adına o günkü Başkan Ahmet Necdet Sezer imzalı şu cevap geliyor:

"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 7.7.1997 günlü, SP.13 muh. 1997-432 sayılı "Gizli" kayıtlı yazısı ekinde mahkememize gönderilen Genelkurmay Başkanlığı'na ait dosya, incelenmiş olmakla Başsavcılığa geri gönderilmiştir". Evet, demek dosya geri başsavcılığa gitmiş. Bunun üzerine 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay Başsavcılığı'na yeni bir yazı yazarak, dosya hakkında bilgi istiyor.

Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemeye bu defa şu cevabı veriyor: "İlgi yazınız ile istenilen belgeler bir siyasi partinin faaliyetleri ile ilgili olarak ve bunları içeren bölümler halinde "GİZLİ" kaydıyla Genelkurmay Başkanlığı'nın 3.7.1997 gün ve Ad. Müş. 7501-697-97 sayılı yazıları ekinde başsavcılığımıza gönderilmiştir. "Bu nedenle bilgi ve belgelerin bu makamdan istenilmesi rica olunur".

Böylece Cumhuriyet Başsavcılığı "GİZLİ" kaydından yola çıkarak, bir anlamda elini yakmak istemiyor ve 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'ni, Genelkurmay'a yönlendirmiş oluyor.

Peki ya sonra...

4. Asliye Hukuk Mahkemesi durmuyor. Bu defa Genelkurmay'a yazıyor. Hem böyle bir belgenin bulunup bulunmadığını hem de gazetenin haberinin tekzip edilip edilmediğini soruyor. Cevap, "Genelkurmay adına" notuyla, Genelkurmay Adli Müşaviri, Ergenekon davasında da adı geçen Hakim Tümgeneral Erdal Şenel'den geliyor. Cevap şöyle: "Yapılan araştırma ve incelemede ilgi (b) yazımızda da belirtildiği üzere belirtilen nitelikte bir raporun mevcut bulunmadığı, bu konudaki yayınların tekzip edildiğine dair bir kayda da rastlanılmadığı anlaşılmaktadır".

Hoş, bu süreç yaşanmadan da 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Genelkurmay'a başvurup, Batı Çalışma Grubu tarafından hazırlanan böyle bir rapor olup olmadığını soruyor, varsa bir özetinin gönderilmesini talep ediyor. Genelkurmay, yine Adli Müşavir Erdal Şenel imzasıyla "Yapılan araştırmada belirtilen nitelikte bir raporun mevcut olmadığı anlaşılmıştır" cevabını veriyor. Ne oluyor?

Böylece, Cumhuriyet Başsavcılığı'na "Gizli" kaydıyla ulaşan, oradan "Gizli" kaydıyla Anayasa Mahkemesi'ne giden, dava dosyasına bir şekilde karışan Genelkurmay dosyası, Genelkurmay tarafından yalanlanıyor. Bu yazışmaların belgesi bende mevcut. Bu durumda soru şu: Acaba Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi hayal mi gördü yoksa Genelkurmay'ın yalanlamasında "yalan" mı var? Ne dersiniz, bu iş, bugünler için de anlamlı mı?

O BELGELERİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYIN

http://www.haber7.com/haber/20090617/RPyi-kapattiran-belge-de-yalanlanmis.php

Etiketler : RAP yi kapattıran belge de yalanmış

Ali Kalkancı: Ergenekon beni kullandı

Ali Kalkancı: Ergenekon beni kullandı

BÜNYAMİN DEMİRKAN'ın haberi

28 ŞUBAT sürecinin simge isimlerinden ‘sahte şeyh’ Ali Kalkancı, uyuşturucu operasyonundan sonra gözaltına alındığında verdiği ifadedede, 28 Şubat sürecinde kullanıldığını Ergenekon soruşturması ile daha iyi anladığını söylediği öğrenildi. Ergenekon sanıkları Ümit Oğuztan ve Sisi lakaplı Seyhan Soylu gibi şahısların organize bir şekilde kendisine komplo kurduklarını savunan Kalkancı İfadesinde ‘Ben de anladım ki 28 Şubat Ergenekon’un bir parçasıdır’ demiş

ŞİMDİ DAHA İYİ ANLIYORUM

FABRİKASINDA captagon uyuşturucu üretirken yakalanıp tutuklanan Ali Kalkancı, emniyet ifadesinde 28 Şubat sürecini de anlattı. Ergenekon kapsamında haklarında işlem yapılan bazı şüphelilerin, 28 Şubat sürecinde kendi yanında olduğunu anlatan Kalkancı ‘Ergenekon operasyonlarının ardından 28 Şubat’taki senaryoların içersine kimler tarafından hangi amaçlarla çekildiğimi daha iyi anlamaktayım’ dedi. ‘28 Şubat sürecinde sadece benim üzerimden hükümete ve mütedeyyin ve muhafazakar yaşayan insanlara çok büyük darbeler vuruldu’ diyen Kalkancı kendisinin bilerek böyle bir oyunun içinde yer almadığını kaydetti.

28 ŞUBAT ERGENEKON ÜRÜNÜ

ERGENEKON kapsamında haklarında işlem yapılan Turgut Büyükdağ, Ümit Oğuztan ve Sisi’nin organize bir şekilde kendisine komplo kurduklarını savunan Kalkancı ‘Benim içersinde olmadığım ve tamamen benim dışımda bir yapı tarafından kullanıldığımı Ergenekon operasyonları kapsamında hakkında işlem yapılan şahıslardan benimle ilgili olanların faaliyetlerinden anladım. Anladım ki 28 Şubat süreci Ergenekon’un bir parçasıdır’ dedi.

Fadime Şahin’in 1996 yılı sonlarına doğru tekkeye gelmeye başladığını anlatan Ali Kalkancı ‘Mürşitle mürit arasındaki ilişkinin haddini aşması neticesinde Fadime Şahin’i tekkeden uzaklaştırdım. Ondan sürekli şüphelendim. Sürekli benimle cinsel ilişkiye girmek istiyordu. Ben her defasında onu tersledim. 28 Şubat sürecinde gözaltına alındığımda erkekliğime yediremediğim için ilişkiye girdiğimi söylemiştim. Kesinlikle kendisi ile ilişkiye girmedim. Girmiş olsaydım Müslüm Gündüz’ün başına gelenler benim başıma gelecekti’ dedi.

ŞANTAJLA PARAMI ALDILAR

ERGENEKON sanıklarının eşi Emire Kalkancı’nın seks kasetleri ile kendisine şantaj yaptığını öne süren Ali Kalkancı, ‘Ergenekoncular beni ve ailemi maddi-manevi perişan ettiler. Ümit Oğuztan benimle ilgili haberleri Ergenekon’un görüşleri doğrultusunda medyaya servis yaptı. Şantajla benden yüklü miktarda rant elde etti’ iddiasında bulundu.

Öztürk’le gizli ortağız

ALİ Kalkancı, Ergenekon klasörlerine giren telefon konuşmasında kendisi için ‘Bizim Hoca’ diyen Ergenekon tutuklusu Mehmet Zekeriya Öztürk’le gizli ortak olduklarını iddia etti. Kalkancı ifadesinde ‘2000 yılında kurulan Çınar Farma Kimya A.Ş isimli şirketin resmi ortakları dışında gizli ortakları vardı. Gizli ortakları olan ben, Mehmet Zekeriya Öztürk ve Cengiz Palacan idi. Ben Öztürk’ü kovunca bizi barıştırmak için araya giren ve kendisini emekli paşa diye tanıtan Nazmi Dayı ‘Veli Küçük bizim büyüğümüzdür, ben onun adına geliyorum. Sizleri barıştırmak istiyorum’ dedi’ iddiasında bulundu.

Etiketler : 28 Şubat

HOŞGELDİN HOCAM

12/4/2009

HAK YERİNİ BULDU..
Hocam Seni çok özlemiştik...
Hocam Hoşgeldin

Prof.Dr. Necmeddin ERBAKAN'ın İran Ziyaretiyele ilgili yaptığı basın toplantısı :
*****
Parlayan Yıldız milli görüş Türkiye'yi nasıl saate kavuşturacak. Dün açıklamalarımızda siyasi yasağımızın kalktığını duyurmuştuk . bugün de İran ziyaretini değerlendireceğim...

Bu günkü toplantımızsın konu İran ziyareti... Bu seyahatin önemini ortaya koymak üzere... D8'lerin önemi üzerine açıklamada bulunmak istiyorum...

Medeniyetler asırlar boyunca bir karanlık bir aydınlık dönem yaşamışlardır.. Kötü zamanalarda peygamberler gelmiş ve aydınlık dönemler yaşanmıştır...

Karanlık medeniyetlerin yaşandığı dönemlerde, peygamberler gelerek yeşil işaretlerle gösterilen saadet ve akıl dönemlerinin yaşandığı bir dönemdir...

Halk nizamı kurmuştu ve bu nizam mutlaka kuvvetle desteklenmelidir...

Kuvveti üstün tutan zihniyet dünyada zülüm yaşatmıştır... Sonrasında ise yeni peygamberler gelerek yeniden Hak'kı egemen etmişlerdir...

Son olarak da Roma döneminde Peygamberimiz gönderildi ve saadati yaşamaya başladık... İslam dini yayıldı ve insanlık 1100 yıl asrı saadeti yaşadı...

Viyana kuşatması sonrasında ise ırkçı emparyalizm yeniden hakim olmaya başlamıştır... Margeret Teacher'in İskoçya konuşması ise Haçlı seferi ilan edildi... 

Düşmanı olmayan ideoloji gelişemez... Yani Rusya yok oldu. Düşmen kalmayınca gelişme durdu... Darvin nazariyesine göre maymunlar doğaya indikçe akılları gelişti... Sonra Darvin nazariyesine göre materyalizme göre düşman olmazsa insan gelişmez düşüncesini anlatmak için... Ama bu safsatadır... Şimdiye kadar sovietler vardı ama şimdi yok... Şimdi Batının düşman arayışı düşmanımız İslamdır denmiştir...

1990 siyonizmin 20. Haçlı seferinin yapıldığı tarih... Şimdi ne yaptılar Afganistan'ı, Irak'ı, Gazze'yi işgal ettiler... Bunların imanı böyle söylüyor...

Buna inanan dünyada ırkçı anlayış, siyonizme dayanıyor... Siyonistler nufüsları artmayınca ne yapmışlar... İnsan organizasyonu kurmuşlar... Şimdi son hamlesini yapıyorlar... 3 ülkeyi işgal ettiler... Şimdi diğerlerini de işgal etmeye çalışıyorlar...

Atalarımız neden önceki haçlı seferlerini yaptı. TTüm dünyayı kurturmak için...

Peki ne olacak... Siyonizm bu isteklerini işbirlikçileri ile gerçekleştirir ya da aydınlık günler gelir... Şimdi bu vazie Türkiye'ye düşüyor... Bir dünya organizasyonu yapmak gerekir... Bu dünya organizasyonunun saadet dünyası olması için ne lazım... Yeni bir dünya ne demek?

Siyonizm çeşitli kurallarını koymuş ne diyor.. Dünya düzeni için iki devlt organizasyonun içinde olacak ama ABD benim kontrolümde olacak...

Böyle BM olmaz böyle Dünya Bankası olmaz... Böyle IMF olmaz... Niçin siyonizmi emniyet altına almak için parayı kontrol edecekler...

İnsanlığın saadeti için çalışmıyorlar... Siyonizm için çalışıyor... Mesela Hacca gideceksin Rockefeller'ın şirketine yüzde 9 ona gidecek... 10 tane siyonist şirket 7 trilyon doları elinde tutuyor.. Dünyaya hükmeder...

Ben bir sene tarlada çalışıyorum, geliyor tıkır tıkır oturduğu yerde yeşil kağıdı basıp alıyor... petrolü alıyor... böylece bu ticarette 10 trilyon dolar oluyor... Adamların bankalarında... Bizim Merkez Bankasının parası nerde orada. Önümüzde ne var bir beyaz kağıt... Dünya ticaretinde 70 trilyon dolar dönüyor... 35 trlyon doları siyonizme gidiyor..

Nasıl bir dünyadayız farkında mıyız? yeni doğan insanlar 1200 dünya kirası ödüyor... Bu sömürücü dünyadan kurtulmak için ne yapmak lazım? Adil düzeni kurmak lazım..

Ne yapmak lazım bütün ezilenleri bir araya getirmek... yen, düzeni kurmak. Bu düzeni yalnızca Türkiye kurabilir...

Bu dünyanın değişmesi lazım... D8'in canlandırılması lazım... Bu D8'lerin çekirdeğinde Türkiye var İran var...

Bu siyonizm ancak mueyyideden kuvvetten anlarlar... Bu müeyyideyi de temin etmek için her türlü imkan vardır...

Gandi'nin Hindistan mücadelesi gibi siyanizmle mücadele edilecek... Siyonist kurumların hepsi için alternatif olacak... Bunlar dünyada adalet için mücaele edecek...

Medya işbirliği olacak fikir kirlenmesine neden olunmayacak... Ve toplumun temeli ve insanlığın saadeti için aile kurumu korunacak...

Biz zamanında İran ile ilişkilerimizde siyonizmin şartlarına uymadık... 

İRAN SEYEHATİNDEN  NE BEKLİYORUZ?

Siyonistleri  Hitler'den kurtaran Churcill hastalandığında ne yaptılar seferber oldular kurtarmak için ve penisilini buldular... 

Afrika'da kobaltı çıkarmak için dağı eritmek gerekti... Bakteri keşfetti toprağı yemesi için...


Ben ne anlatıyorum biliyor musun Batı Ciddi çalışıyor... Biz ne yapıyoruz... İslam ülkeleri işgal edildi.. Biz çıktık bildiri yayınladık... Öbür tarafta siyonistler ne yapıyor senin yayınladığın bildiriye gülüyor... Bildiri ile ABD Irak'tan çekilir mi ya? Bu ancak yeni dünya düzeni ile çekilir... 

Bu yüzden diyorumki herkese hakkını vermek için düşmanlık için değil, D  8 başlatmak... Amacımız budur...

Sorular   


8 günlük ziyaret için sağlığınız uygun mu?

biz bütün gücümüzle hasta yerimizden kalkıp 2 sağlıkçı arakdaşımla gidiyorum... Bavullarımız büyük kısmı ilaçlarla ilgili... İnşallah Allah bir hafta dayanmamıza yardım eder...

Bu açıklamayı ne için yapıyorsunuz?

Ben açıklamaları kendi adıma yapıyorum. İnşalla yöneticiler örnek alırlar...

Azerbeycan Ermenistan sorunu için düşünceniz?

Azerbeycan bizim kardeşimizden onlara zarar getirecek politikaları tasvip etmeyiz...

Siz bundan sonra Saadet'in manevi lideri mi olarak devam edeceksiniz acaba oğlunuzu mu göreve getireceksiniz?

Bu tamamen milletimin vereceği bir karardır... Kendim için düşündüğümü oğlum için de düşünüyorum...

Temaslarınızı planlı mı_ ?

Biz geleneksel olarak D8 zirvesi yapuıyoruz... Ama şimdi bu D8'ler sahipsiz inşallah sahibini bekliyor...

 İşbirlikçilerdne bahsettiniz Türkiye'yi işbirlikçi olarak değerlendirebilir misiniz?

İşbirlikçilik farklı amaçlarına emparyalizmin yapacaklarına yardımcı olmak demektir.. Bilerek ve bilmiyerek yardım olabilir... Nereye hizmet ettiğiniz önemlidir..  Artık ayrım şu şekildedir... İşbirlikçi misin milli görüşçü müsün..

Ziyaretin amacı nedir?

Din ve devlet adamlarıyla görüşmek

Ak partililer size katılıyor mu?

Evet zaman zaman gelip üzüntülerini bildiriyorlar... Sorduğumuzda neden oradasınız onlar da rüzgar oradan estiği içindir bizimle aynı görüştedirler... Bu baba oğlul meselesidir...Çıkıyorum deyince çıkılmaz...

 

Etiketler : HOŞGELDİN HOCAM

ÜŞÜYORUM

3/4/2009

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun elim bir hadise sonucu vefatı bütün Milletimizi derinden üzmüştür.

Özellikle elim bir hadise dedim; elim bir kaza demedim. Çünkü tıpkı Eşref BİTLİS Paşa'nın vefatında olduğu gibi bir gün bu kaybın aslında suikast olduğu netleşecek. Daha  şimdiden bu yönde bulgular ve buna bağlı görüşler ağırlık kazanmaya başladı bile...

1995 seçimleri.. Büyük Birlik ANAP'la ittifak yaparak Meclis'e 8 milletvekili ile girmişti..Fakat tekrar Büyük Birlik'e geçerken maalesef 7 kişiydiler..

Bir tanesi makam ve mevkiyi tercih etmiş, davayı , vefayı unutmuştu..

İşte bir devlet admının Büyük Birlik'in Lideri'nin büyük sözü : Kendisine bu durum sorulduğunda :
 " Ashab-ı Kehf'te 7 kişiydi..8.si Kıtmir idi..."

Erbakan Hocam'a da birileri " BİZ MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARDIK" demişlerdi..

Ey Kıtmirler... Ey gömleksizler...
Dünya Size de kalmaz

Yıllar önce Mamak'ta ÜŞÜYORUM dedi...ve üşüyerek aramızdan ayrıldı..

Kendisi üşürken bütün Milletin kalbine ateş düşürdü, içimizi yaktı..

Allah gani gani rahmet eylesin.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=185536

Üşüyorum 

 Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
 Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
 Gözlerim parke parke taş duvarlarda
 Açılıyor hayal pencerelerim
 Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

 Kekik kokulu koyaklardan aşarak
 Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
 Bir çeşme başı arıyorum

 Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
 Mis gibi nane kokuları arasında
 Ruhumu dinlemek istiyorum

 Zikre dalmış her şey
 Güne gülümserken papatyalar

 Dualar gibi yükselir ümitlerim
 Güneşle kol kola kırlarda koşarak

 Siz peygamber çiçekleri toplarken
 Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

 Huzur dolu içimde
 Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
 Durun kapanmayın pencerelerim

 Güneşimi kapatmayın
 Beton çok soğuk, üşüyorum..
 
Muhsin YAZICIOĞLU  




Etiketler : Muhsin YAZICIOĞLU

İŞTE İLK GÖRÜNTÜLER - Fotoİsrail yine yaptı yapacağını...
O yapması gerekeni yapıyor.
Bunda şaşılacak bir şey yok.
Benim şaşırdığım; Bizim devlet yetkililerinin İsrail'in bu yaptıklarına şaşırıyor, beklemiyor olmaları...
"İsrail yapması gerekeni yapıyor " gibi ilk okunuşta garip gelebilecek bir cümle sarfettim.

Evet İsrail için bu vahşet bir gereklilik..

Çünkü muharref Tevrat böyle emretmiş..

Gereklilikten de öte; bu ve bundan sonra olacak olan vahşatler Onlar için bir ibadet

İşte kendileri için ibadet olduğunun dayanağı :

Delik Deşik Edin: “Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.”

(Muharref Tevrat, İşaya-13/15-16)

Fırat’a kadar: “Sınırınız çölden ve bu libnandan büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar, Hittîlerin bütün dıyarı, ve gün batısına doğru büyük denize kadar olacaktır”

(Muharref Tevrat, Yeşu-1/4)



Hala İsrail'le barış görüşmeleri öyle mi :))
http://www.haber7.com/haber/20081228/Son-nefeste-Kelimei-Sahadet-VIDEO.php

Bunlar Erbakan’ı doğruluyor

Bunlar Erbakan’ı doğruluyor

Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, kırk yıldır bıkıp usanmadan siyonist tehlike konusunda bütün insanlığı uyarıyor. Bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler İsrail’in katliamları bir ibadet anlayışı olarak sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

Etiketler : Erbakan Hoca

ERBAKAN ÇAĞIMIZIN ABDULHAMİD'İDİR'

"Şunu asla unutamayız. Sultan Abdulhamid Han'ın Siyonistlere karşı olan o onurlu duruşu çok önemli. Bunu unutamayız.

Rabbim makamını cennet eylesin.

Türkiye halkı, tarihten günümüze her daim yanı başımızda oldu.

Özellikle Üstad Erbakan, bizim için çok önemlidir.

O, Siyonizm'i ümmet'e anlatan çağımızın Abdulhamid' idir. Muhterem bir insandır.

Filistin davasına en çok o sahip çıktı. Dünya Müslümanları, Siyonizm'i ondan öğrendi".

Halid Meşal
Hamas Lideri

 

Etiketler : ERBAKAN

ERBAKAN İSTANBUL SP BAYRAMLAŞMA TOPLANTISINDA NELER DEDİ?


Ben çok iyi biliyorum ki bu anlattıklarıma sizlerin ihtiyacı yok. Ancak bu gerçekleri insanlara anlatırken size yardımcı olmak niyeti ile anlatıyorum; iyi dinleyin, aklınızda bulunsun!

 

Hocam ilk önce siyonizmin amentüsünü anlattıktan sonra şunları söyledi:

 

Haham Haim Nahum Doktrininin 7 maddesi var…

Türkiye'yi:

1- İşsiz bırakacaksın.

2-Aç bırakacaksın.

3-Borca esir edeceksin.

4-Dininden uzaklaştıracaksın.

5-Kamplara böleceksin.

6-Sonra iç çatışma çıkaracaksın.

7-Yumuşak lokma haline getirip yutacaksın.

 

Buna Milli Görüş karşıt 7 madde ile cevap verip hayır diyor…

 

Türkiye:

1-Bağımsız olacak.

2-Güçlü olacak. (Güçlü olmanın 2 önemli maddesi, birincisi inançlı, imanlı, maneviyatçı bir gençlik; ikincisi teknoloji)

3-Müreffeh bir ülke olacak.

4-Hür olacak (bunun da en önemlisi inanç hürriyetidir. İnanç hürriyeti ise 4'e  ayrılır:    

            

             A-İnancını ifade etme hürriyeti.

             B- Eğitim hürriyeti.

             C- Örgütlenme hürriyeti.

             D-İnandığı gibi yaşama hürriyeti.)

 

5-İç barış olacak.

6-Dış barışı sağlamış bir ülke olacak.

7-Öncü bir ülke olacak.

 

AKP şu 7 tsunaminin altında kalacak:

 

1-Ekonomik kriz.

2-Terör.

3-IMF.

4-AB uyum komisyonu.

5-İşsizlik.

6-Açlık.

7-Ahlaki çürüme.

 

Milli Görüşün diğer partilerden 7 farkı var.

Bunlar:

 

1-Milli Görüş yerli; diğerleri işbirlikçidir.

2-Milli Görüş Adil Düzeni kuracak; diğerleri IMF endeksli zulmü devam ettirecek.

3-Milli Görüş Yeniden Büyük Türkiye'yi kuracak, diğerleri AB uyum komisyonunun talimatlarını yerine getirecek.

4-Milli Görüş Yeni bir Dünya kuracak, diğerleri  uydu bir ülke olmayı savunuyor.

5-Milli Görüş 3 boyutlu, diğerleri 2 boyutludur. Bizim en önemli boyutumuz Önce Ahlak Ve Maneviyat boyutumuzdur.

6-Milli Görüş bu milletin tarihi, inancı, kimliği; diğerleri ise Batı taklitçisidir.

7-Milli Görüş bu Milletin tarihini, inancını ve kimliğini esas alarak siyaset yapıyor; diğerlerinin söyleminde bu milletin tarihini, inancını, kimliğini göremezsiniz.

 

Hocam bir eğitim toplantısı şeklindeki konuşmasında  çok ilginç şeyler de söyledi. Bunlar kısa başlıklar halinde şöyle:

 

 

1- Ve şunları anlattı: AK Parti milletvekilleri, hatta ileri gelenleri bana gelip diyorlar ki, "Hocam biz sizden ayrılarak hayatımızın en büyük yanlışını ve günahını yapmışsız, bunu yeni anladık." Onlara diyorum ki, o zaman hala ne işiniz var AKP'de? Gelin Saadet'e. Diyorlar ki, ama bizim AKP'den seçilme şansımız var!

 

2-Şöyle de ilginç bir şey anlattı:

Çok iyi İngilizce bilen bir dostum geçenlerde beni ziyarete geldi. Uzun yıllardır ABD'de yaşıyor. Bana çok ilginç bir şey anlattı. Dedi ki "Ben uzun yıllardır Yahudi lobilerinin kontrolündeki gazete ve dergilerde, Türkiye ile ilgili yayınları takip ediyorum… Geçenlerde bir dergide ülkemizle ilgili şöyle bir değerlendirme okudum. Yahudi yazar diyor ki: Biz İnönü'yü iktidara getirdik Millet tutmadı. Bayar'ı getirdik olmadı. Sonra da Demirel'i getirdik tutmadı; çünkü Erbakan ona Montajcı dedi. Özal'ı getirdik tutmadı, çünkü Erbakan ona Faizci dedi. Sonra Erdoğan'ı getirdik o da olmuyor; çünkü Erbakan ona da İşbirlikçi dedi.

Erbakan bir tek cümle ile hepsini yerle bir edip bütün planlarımızı bozdu. Biz her defasında bir önceki siyasetçiye göre daha fazla Müslüman görünümlü birini getirmeye çalıştık. Şimdi ise yeni bir kişi ve yöntem peşindeyiz. Çünkü Tayyip Erdoğan da tutmadı."

Hocam bu yeni kişinin  Kim olduğunu anlatmaya çalıştı adeta. Ama tabiî ki anlayana…

 

3-Şunları da anlattı:

Siyonizm bütün kurum ve kuruluşları ile çökerken bile, davasından ve inancından hiç bir taviz vermeden inancı uğruna cihad etmeye devam ediyor.

 

4- Ve şöyle sürdürdü sözlerini:

 

Biz ne diyoruz? Diyoruz ki, bu Millet ikiye ayrılır: Birincisi Milli Görüşçü olanlar, İkincisi Milli Görüşçü olma sıralarını bekleyenler.

 

Bu sıralarını bekleyenler diyelim ki yaşarken olmadılar. Bunlar hiç ölmeyecekler mi? Öldüklerinde kabirde bunlara Milli Görüş'ün ne olduğu anlatılacak ve bunlar da Milli Görüşçü olacaklar. Ama Kabirde Milli Görüşçü olmanın bir faydası olmayacak. Yani eninde sonunda herkes Milli Görüşçü olacak.

Etiketler :

Hadi bugün O'na (CC) sevgini göster!
Sevgililer günü ya bugün.
O'nun için bir şey yap!
O'na (cc) kendini beğendir bugün!
"Seviyorum" diyorsun ya.
Hadi göster sevgini!..


O (CC) neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
VE
Sev O'nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
Ki, O da sevsin seni.
Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin.
Hadi bugün göster O'na sevgini!..
Sevgililer günü ya bugün..

Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,
"Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne.."
Bugün, ulaşabildiğin herkese O'nu (CC) anlat!
O'nu ve O'nun en sevdiğini(SAV).
Telefonla, yüzyüze, kavlen ve fiilen O'nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı..
O, seni senden de iyi bileni..
O, sen O'nu bıraksan da seni asla bırakmayanı..
O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini.
Sevgililer günü ya bugün..

Bilirsin, seven hep sevdiğini düşü nür ya..
Bugün sen de hep O'nu düşün!
O'nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O'nu..

Meselâ;
Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!
Eğer örtülü değilsen, hiç çıkarmamak sözüyle,
Bir başörtüsü al kendine!
Kılamıyorsan, bugün namaza başla!

Meselâ;
"Kur'anı mutlaka öğreneceğim" de!
Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!
Bir ayet ezberle ve uygula onu!..
Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!..

Meselâ; bugün Sevgilini (CC) en az bir kişiyle tanıştır!
Hiç tanımadığın birine selam ver!
Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!

Meselâ;
İşyerine giderken O'nu hatırlatacak bir hediye götür bugün,
Ya da çal komşunun kapısını,yüreğini bölüş,
O'nu (CC) anlat bu vesileyle..

Bugün O'nun için birşey yap!
Ama yalnız O'nun için.. Nefsini hiç karıştırma!
Cennet hesapları yapma bugün, karşılık bekleme!
Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın .


Bugün şöyle bir düşün!
Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine,
Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?..
Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?..
Yarım saat sürecek bir ziyaret için,
On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?..
Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğuk gecede?..
İşverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?..
Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?..
Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl da çırpınırsın.
Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının,
SÖYLE, yüzde kaçını Allah için, Habibullah için yaptın bugüne kadar?..

Evet bugün sevgililer günü..
Sen de buluş Sevdiğinle bugün!
At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine..
O'nun sevmediği herşeye "elveda" de!
Gözyaşların armağan olsun O'na..
Gözya şların ve zaten O'nun olan yüreğin..
Bugün ve hergün!

Etiketler : Sevgililer Günü

Mart Ayı nda neredeyse bir yıl olacak. Yazamadım. Yazamıyorum.

İş değişikliğim sebebiyle bilgisyar başına oturmaya vaktim olmuyor.

Oturduğumda da ancak maillerime bakabiliyorum.Şimdi olduğu gibi..

 

Bu vesile ile;

Bayramınızı tebrik eder,tüm dünya Müslümanlarının SELAMET le bir Bayram geçirmesini; bu Bayramın tüm insanlığın FAZİLET ine vesile olmasını, REFAH ve SAADET getirmesini Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.

 

Sağolsun bir arkadaşım bayram tebriki için bana cep telefonundan mesaj göndermiş. Ben de cevaben yukarıdaki mesajı gönderince mesajı almış ve : Bayram tebriğinde bile siyaset yapıyorsun diye cevcap yazmış.

 

Ben de kendisine cevaben:

 

"Mesajımdaki mesajı anlayacağından emindim. Gerçi bu mesaj aslında Sana bir mesaj değildi.Bu mesaj daha çok başkalarına bir mesajdı. Mesajım kime miydi dersen?

Bu mesajım:

A klını

K openhaglılarla

P aylaşanlara...

idi.

Buna rağmen bu mesajımı yine de anlamayan, anlamamakta ısrar edenler olursa onlara da diyeceğim şudur ki:

(Halk arasındaki bir tekerlemeden esinlenerek)

Mesajım mesaj olsun mu? Anlamayan mesaj manyağı olsun mu?

demekten başka söz bulamıyorum.

Hepinize hayırlı bayramlar

Etiketler :

Gün Gelir..

24/3/2007

Milli Görüş'ün seçim sloganları için kaleme aldıklarımı Sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

 

Bunlar da EĞİTİM konulu sloganlar:

 

1-  Beterin de Beteri Varmış

   Başörtüsü namusumuzdur vaadinde bulunan AKP iktidarında Başörtüsü yasağı artık internette…

(İnternet üzerinden eğitim veren Hoca Ahmet Yesevi Üniv.’nin Uygulaması)

 

Arka fonda başörtüsü mağduriyeti ile ilgili fotoğraflar.. Üzerinde İmam-Hatipli’lerin katsayısının daha da düşürüldüğü, kapanan İmam-Hatip sayıları..v.b. bilgiler..

 

Alt tarafta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

   İnsan Hakları ve Hürriyetler… SAADET’in Yıldızı..

----------------------------------------------------------------------

 

2- Mağdur olan bir kişi de olsa….

 

  Arka fonda AKP’nin başörtüsüne % 1,5’un  meselesidir, bedel ödemeye hazır değilim, ormandaki birkaç ağaç v.s. söylemleri ifadelendirilebilir,resmedilebilir.

 

    Alt tarafta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

 

     Hakkı savunan tek kişi de kalsak, haklı tek kişi de olsa

     Hakk’ın, Haklının ve Doğrunun Yanında… SAADET

----------------------------------------------------------------------

3- Gün gelir…

 

   Arka fonda makine başında çalışan üstü başı kir içinde ve alnı terlemiş bir çırak görüntüsü..

Üzerinde ise:

    İmam-Hatiplerin önünü kapatmak için, meslek liselerini de feda etme pahasına destek verenler gün geldi gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar vererek meslek liselilere sahip çıkmak zorunda kaldılar..

 

    Alt tarafta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

 

Gün gelir ilan vermek de yetmez..

O gün gelmeden… Bugünden SAADET

Etiketler : eğitim

Dev seçim anketi

İşte seçim sandığı... TIKLAYIN OYLARINIZI SANDIĞA ATIN!

22.03.2007 00:37

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERTÜRK adlı sitenin düzenlediği ve gün boyu süren ve şu dakikalar itibariyle 285,539 kişinin katıldığı ankette SAADET PARTİSİ’nin temsil ettiği MİLLİ GÖRÜŞ’ün oy oranı % 16,39 lara ulaşmış durumda.

 

Dikkat ederseniz MİLLİ GAZETE’nin veya TV 5 ‘in düzenlediği anketten bahsetmiyorum.

 

Okuyucu profili çok farklı olan bir yayın grubunun düzenlediği ve nerdeyse 300,000 kişininkatıldığı bir anketten bahsediyorum.

 

Siz hala yaşıyor musunuz ? diyenlere duyurulur…

 

 

Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?

AKP - 24,07%
SP - 16,39%
ANAVATAN - 12,85%
CHP - 12,35%
MHP - 11,64%
DYP - 5,16%
İP - 4,36%
GP - 2,92%
BBP - 2,69%
HYP - 2,28%
DSP - 2,02%
DTP - 0,93%
KARARSIZ - 0,65%
YP - 0,38%
TKP - 0,26%
SHP - 0,22%
ÖDP - 0,15%
BTP - 0,05%
GTP - 0,04%
BCP - 0,03%
LDP - 0,03%
EP - 0,02%
CDP - 0,01%
HDP - 0,01%

Toplam oy : 285539

Etiketler :

 

Saadet Gençlik'in düzenlediği "Uzun lafın kısası, söyle sloganını" yarışmasına gönderdiğim sloganları Sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

İşte bunlar da ekonomi konularındaki acizane sloganlarım:

 

1-  Refahın Adı SAADET..

 

Arka Fonda Refah iktidarı dönemindeki ekonomik gelişme rakamları ve görüntüleri..

 

Altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

   Refah ve Kalkınma … SAADET’in Yıldızı..

 

----------------------------------------------------------------------

2- Kalkınmanın Tek Adresi…. SAADET..

 

Arka Fonda Refah iktidarı dönemindeki ekonomik gelişme rakamları ve görüntüleri..

 

Altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

   Refah ve Kalkınma … SAADET’in Yıldızı..

----------------------------------------------------------------------

3- İşte Fark Burada…

 

AKP’nin Ampülü..SAADET’in Beş Yıldızlı Hilali

 

(Çok amiyane kaçacak ise yukarıdaki ifadeye yer verilmeyerek:

Misyon ve vizyon kendini amblemlerle gösterir”..  denilerek yalnızca iki partinin amblemlerine yer verilebilir)

 

Alt tarafta ise:

Geldiklerinde ampülü yakmaya 220 volt yetiyordu..

(220.Mia USD Borç)

 

Şimdi ise 380 volt bile yetmiyor..

(Borcumuz 380.-Mia USD)

 

Işığımız sönmeden... Aydınlık Günler İçin SAADET..

 

Etiketler : SİYASET

 

  Slogan Yarışması'nın ikinci kategorisi ise dış politika konularındaydı.

   İşte bunlar da sloganları:

 

    1)

Hiç zulümden ve zalimden yana olmamıştık…

Arka fonda Amerikan Conilerinin Iraklı halka yaptığı işkence fotoğrafı, ya da Ebu Gureyb’ten bir enstantane. Fonun üzerinde ise:

(Tayip Erdoğan: “Ben BOP eşbaşkanlarından biriyim”

(AKP Sultanbeyli kongresi’nden)

En altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

   Sevgi, Hoşgörü,Kardeşlik, Barış… SAADET’in Yıldızı..

 

   2)

Bari o imzayı bu heykelin önünde atmasaydın…

(Arka fonda Tayip Erdoğan’ın Brüksel Zirvesi’nde Haçlı Seferleri’ni başlatan Papa heykeli önünde attığı imza töreni fotoğrafı)

Alt tarafta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

    Saygınlık, İtibar ve Şeref …   SAADET’in Yıldızı…

 

3)

Irak’lı bebelere baloooon, bebelere oyuncaaaak… 

                 ( mı? atıldı acaba?)

Arka fonda bir Amerikan uçağının Irak’ı bombalama görüntüsü..

Fonun üzerinde; Savunma Bakanı Vecdi Gönül: “Biz ABD ile stratejik dostluğumuz çerçevesinde İncirlik’ten 4,990 sorti yaptırdık”  Amerikan Yahudi lobilerinde yaptığı konuşmasından…

En altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

   Sevgi, Hoşgörü,Kardeşlik, Barış… SAADET’in Yıldızı..

 

 

 

Etiketler :

 

Şu satırları okumaya başladığınız şu  saniyede lütfen gözünüz saatinize ilişsin.

Siz tam saatinize baktığınız şu an bir Iraklı'nın daha kapısı kırıldı..

Ne biri yüzlercesi..

İsmi Fatma, adı Zehra, adı Nur olan bir bacımıza daha şu an Amerikalı Conilerce tecavüz edilmekte...

Ne biri binlercesi...

İsmi Halit olan, İsmi Abdullah olan bir Irak'lı kardeşimizin başına kurşun sıkılmakta.

Ne biri..Yüzbinlercesi..

Şu an...Şu dakika...

 

Bu zulmün eşbaşkanı olan Zat'a,  halkını kandırmaya yönelik ucuz ve basit hesaplar peşindeki Zevat'a sesleniyorum.

Saatinize bakın..

Şu an şu dakika...                                                         

Evet bir önceki yazımda kaleme aldığım yukarıdaki satırlar, aslında SAADET GENÇLİK'in düzenlemiş olduğu SLOGAN YARIŞMASI'na ilham kaynağı olmuş satırlardı...

Bu yazımda ise bahsettiğim bu slogan yarışması için kaleme almış olduğum düzenlemleri Sizlerle paylaşmaya başlayacağım.

Her bir yazımda yarışmadaki ana kategoriler için tasarladığım sloganlara yer vereceğim.Umarım beğenirsiniz, katkı ve eleştirilerinizi beklerim.

İlk kategori : GENEL KONULAR ve işte sloganları:

1- Şu an saatiniz kaç?

Bütün panoyu kaplayacak büyüklükte en alt zeminde flu bir şekilde bir saat görüntüsü..Bu görüntünün üzerindeki fonda Amerikan conilerinin bir Irkalı’nın evinin kapısını kırdığı anın fotoğrafı, ya da özellikle bir genç kızı sürüklediği anın fotoğrafı..

Alt tarafta ise:

Saatinize baktığınız şu anda yine bir Iraklı’nın kapısı kırılıyor, evi yıkılıp-yakılıyor, tecavüz ve katliam oluyor..

   Şu an..Şu dakika.. 

                                                   En altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

                                                    Ancak Saadet’le “Yeni Bir Dünya…”

 

2- Şu an saatiniz kaç?

Bütün panoyu kaplayacak büyüklükte en alt zeminde flu bir şekilde bir saat görüntüsü …bu görüntünün üzerindeki fonda bir kapkaç anının fotoğrafı. Fotoğraf üzerinde AKP iktidarı döneminde kapkaç sayısındaki artış rakamları..

Alt tarafta ise:

Saatinize baktığınız şu anda yine bir insanımız kapkaç mağduru oluyor.

            Şu an..Şu dakika..
                                         En altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

                                         Ancak Saadet’le “Yaşanabilir Bir Türkiye”

 

3-  Şu an saatiniz kaç?

   Bütün panoyu kaplayacak büyüklükte en alt zeminde flu bir şekilde bir saat görüntüsü …bu görüntünün üzerindeki fonda  kapanmış,tesisler, fabrikalar görüntüleri ya da işsizliği resmeden görüntüler, ya da yardım dağıtımlarındaki fakir halkın dramı..

     Saatinize baktığınız şu anda yine bir esnafımız kepenk kapatıyor, yine bir insanımız öğününü kuru ekmekle geçiriyor.

      Şu an..Şu dakika..

                                             En altta ise SAADET LOGOSU ile birlikte:

                                           Ancak Saadet’le “Yeniden Büyük Türkiye”

                             

Etiketler :

Bu günkü Resmi Gazetede yayınlanan bir Bakanlar Kurulu Kararı'nı görünce yazmadan edemedim.Bu kararı görünce hah tamam baklayı ağızlarından çıkardılar, seçimi erkene alacakları kesinleşti dedim.

Kıymetli Arkadaşlar

Eskisi kadar sıklıkla maalesef yazamıyorum. Ama bu günkü resmi gazete Beni yine klavyenin başına oturttu. Nasıl yazmayayım ki? Siz de okuyunca Bana hak vereceksiniz.

Önce (Bakan)larımızın 5 yıl sonra lütfederek akıllarına getirdikleri şu kararın  metninden ilginç satırlar neymiş bir görelim bakalım:

 

2 Mart 2007 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 26450

BAKANLAR KURULU KARARI

Karar Sayısı : 2007/11622

             Ekli “Fakir Ailelere Kömür Yardımı Yapılmasına İlişkin Karar”ın yürürlüğe konulması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 16/1/2007 tarihli ve 608 sayılı yazısı üzerine, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesine göre,Bakanlar Kurulu’nca 18/1/2007 tarihinde kararlaştırılmıştır.

MADDE 6 – (l) Bu Karar, 1/1/2007 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Bu kararla ilgili aşağıdaki yorumlarımı okumadan lütfen bir kez daha okuyun ve tuhaflıkları kendi gözlerinizle görmeye çalışın. Çok komik, çok dramatik değil mi?

İşte tespitlerim:

Bakanlar kurulu 18 / 01 / 2007 de toplanıyor ve şöyle bir karar alıyor:

"Bu kanun 01/01/2007 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer" diyor. Çok ilginç değil mi?

Bu bir suç affı mı ki geriye yürüsün...Geçti Bor'un pazarı..

Peki en ilginci ne ? Yayım tarihi ise 02/03/2007..

Bor'un Pazarı zaten geçmişti..Niğde'nin Pazarı da geçti...Kış zaten çoktaan geçti.

 

Fakirin derdine merhem olmak için kış mevsiminin başına dönmeyi sağlayıcı zaman makinası buldular herhalde.

 Şu komediye bakar mısınız?

Güya Halk'tan yana, fakirden yana olan AKP iktidarı keşke iktidara geldiklerinin ilk kışında bu kararı alsa idiler... Yeni mi akıllarına geldi?

Yahu bari IMF, AB v.s. müsaade etmedi, olmadı hiç değilse bu son kışın öncesinde alsa idiler ya şu kararı.. Fakirlere kömür yardımı ve Mart Ayı...komedi ki ne komedi.

Hatırlarsanız Erbakan Hocam: "Bunların hepisi çoluk çocuk" dediğinde, bir kısım medya gülüyordu..Meğer gülünecek olanın bunlar olduğu bir kez daha ispat edildi..

Ömrü bitmiş bir daha kış görmeyecek bir hükumet ilkbahar ayında kömür yardımı kararı alıyor. Jetonun bu kadar geç düşmesine de pes doğrusu.. Yazık çok yazık..

Halkı kandırmak, Onlarla alay etmekten başka bir şey değil...Halktan biri olarak kendimle alay edilmiş, aptal yerine konulmuş (bu millet yutar mantığı)  gibi hissettim.

Kendimi tutamadım, yazmadan edemedim.

Böyle basit oyunlarla,bu Aziz Milletimizi kandırmaya Tevessül etmesinler.. Bu küçük oyunlar peşindeki, kendi halkını kandırmaya yeltenen bu iktidar mı özellikle Ortadoğu Barışı ile ilgili misyon sahibi olacak, vizyon çizecek? Sadece gülmekteyim.

Sözün özü: Desenize seçim erkene alınıyor..

 

AKP'nin misyon ve vizyonuna gelince:

Şu satırlara geldiğiniz şu saniyede lütfen gözünüz saatinize ilişsin.

Siz tam saatinize baktığınız şu an bir Iraklı'nın daha kapısı kırıldı..

Ne biri yüzlercesi..

İsmi Fatma, adı Zehra, adı Nur olan bir bacımıza daha şu an Amerikalı Conilerce tecavüz edilmekte...

Ne biri binlercesi...

İsmi Halit olan, İsmi Abdullah olan bir Irak'lı kardeşimizin başına kurşun sıkılmakta.

Ne biri..Yüzbinlercesi..

Şu an...Şu dakika... 

 

Bu zulmün eşbaşkanı olan Zat'a, böylesine komedi kararı çıkaran, kendi halkını kandırmaya yönelik ucuz ve basit hesaplar peşindeki Zevat'a sesleniyorum.

 

Saatinize bakın..

Şu an şu dakika...                                                         

 

 

 

Etiketler :

 

Aşağıdaki haberi bir zihniyet farkının ibret vesikası olarak sunuyorum. Kelimeler, kavramlar, bunlara yüklenen anlamlar ne kadar da farklı..

 

İran nükleer tehdidi ile.... radikal dinci terör...Ortak tehdit algılamaları kapsamında İran'ın Şahap füzeleri...v.s.

 

Sen 1638 Kasr-ı Şirin anlaşmasından bu yana dünyanın en uzun ömürlü sınır anlaşmasını yapmış olduğun, dost ve kardeş ülke İran'ı bırak ortak tehdit diye gör ve İsrail'den yana ol, İsrail'le görüş..

 O İsrail'ki vahşetini bir ibadet aşkıyla yapıyor. İşte Size Tevrat'tan ayetler :

Delik Deşik Edin: “Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.”

(Muharref Tevrat, İşaya-13/15-16)
Fırat’a kadar: “Sınırınız çölden ve bu libnandan büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar, Hittîlerin bütün dıyarı, ve gün batısına doğru büyük denize kadar olacaktır”

(Muharref Tevrat, Yeşu-1/4)

 

İbadetleri Vahşet başlıklı yazımda konunun ayrıntısına 30/07/2006 tarihli yazımda da değinmiştim.

http://reddiyeci.blogcu.com/874831/

 

Irak'ta Saddamı kullandılar işi bitti. Şimdi ise Şii- Sünni ayrımını körükleyerek kamplaşma doğur, Suudi Kralına : yok Arap sermayesi ayaklarına Türkiye ile yakınlaş de..Türkiye'ye de Sünni oluşumun başısın pohpohlamasını yaparak bizi İran'la (Allah korusun) bir savaşa tutuştur.

Allah'ım !  alnı secde gören bu AKP'li idareciler niye bu kadar kör? Niye bu kadar basiretsiz?

 

İncirlik'ten 4990 sorti yaptırmakla övünen Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün sözleri üzerine taa 26 Mart 2006'da yazmışım kişi sevdiğiyler beraberdir diye... Amerika'nın gözünde Cumhurbaşkanlığını çoktaaan haketti doğrusu..

http://reddiyeci.blogcu.com/393698/

 

Amerika ile stratejik dostluk bunları kesmedi ki şimdi de İsrail'le İran'a karşı strateji geliştiriyorlar.

 

Meğer kazak giymek ne kadar masumane imiş..

http://reddiyeci.blogcu.com/474019/

 

İşte Size ortak tehdit algılaması kapsamındaki !!! İran'a karşı yapılan stratejik dostluğun haberi.

 

Nükleer tehdidi nedeni ile tüm dünyanın İran'ın gözünün üzerinde olduğu bir dönemde Türkiye ve İsrail bir dizi kritik görüşme gerçekleştirmek için düğmeye bastı. Bu nedenle, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, özel bir uçakla İsrail'e gitti.

UZMAN HEYET GİTTİ 

Alınan bilgiye göre, Tel Aviv'de İsrail Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı'nda gerçekleşecek görüşmelerde, Orgeneral Saygun'a Ankara'dan gelen terörizm, savunma sanayisi, istihbarat ve harekat konularında bir askeri ekip eşlik edecek. İsrail ve Türk taraflarının ayrıntılı birer stratejik analiz brifingi vereceği toplantılarda, terörizmle mücadele kapsamında istihbarat paylaşımı, istihbarat uydularından elde edilen sonuçlar ve radikal dinci terör değerlendirilecek. Ortak tehdit algılamaları kapsamında bölgede İran'ın Şahap serisi füzelerinin geldiği aşama, menzil etkin alanları ve İran'ın nükleer kapasitesini silahlarında kullanabilme olasılıkları ile ilgili de görüşlecek Şahap füzeleri Milli Güvenik Siyaset Belgesi'nde ana endişelerden biri olarak gösterilmişti. Türk-İsrail ve Amerikan Deniz Kuvvetleri'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği Güvenilir Denizkızı (Reliant Mermaid) tatbikatının takviminin de görüşüleceği toplantılar iki gün sürecek.

Etiketler :

AKP Hükümeti ilk 3.ayında 7 maddelik acil eylem planı açıkladı. Meğer ne kadar acilmişse bu planın 3.maddesinde yabancılara toprak satışına izin verilmesi vardı.Azınlık vakıflarının mülk edinmesine müsaade edilmesi de bu acil !!! eylem planı içindeydi.

Geldiğimiz şu dört yılın sonunda Müslüman nüfusumuzu % 99.99'dan % 95'e düşürmeyi başardılar. !!!

Topraklarımız satılır; "Canım sırtlarına alıp ta götürecek değiller ya" derler. Ama fehmetmezler ki gün gelecek yabancılar: "Buralar Bizim Sizin ne işiniz var diyecekler." Çok uzağa gitmeye gerek yok daha şimdiden Antalya ve sahilleri artık bu duruma geldi bile..

 

Kiliseler açılır; Aklı evveller "Canım Bizim de Almanya'da camilerimiz var ya" derler. Oysa ki Avrupa'da sırf Türklerden-Müslümanlardan oluşan semtlerde ihtiyaçtan o camiler açılır.

 

Biz de ise bir tek hıristiyanın bile olmadığı özellikle sanayi sitelerinde kiliseler açılır. Niye mi ? Fakir garip gureba 12-16 yaşlarındaki çırakları 100 Dolar harçlıklarla ayartarak hıristiyan yapmak için..

 

Özelleştirme dediler; vere vere elimizde vercek bir şeyimiz kalmadı. Şimdi sıra Kıbrıs'ta...

Biricik kızımız namusumuz emanetimiz İstanbul'umuzu ise Konstantinapolis demesine göz yummuş olmakla çoktaaaann şirin Papa'mıza peşkeş çektik bile..

 

Amerika'nın arka bahçesinde Venezüelle'dan sonra bir Milli Görüş zihniyetli iktidar daha. İşte Size BOLİVYA...

Darısı Başımıza..

 

Bolivya'da doğal kaynakları işleten yabancı firmalar kovuldu

Bolivya'da doğalgaz kamulaştı

Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales, ülkede doğal gaz sektörünün kamulaştırılmasını öngören yasayı onayladı.

Evo Morales'in yasayı imzalamasıyla 1 Mayıs'ta başlayan kamulaştırma süreci de nihayetine ermiş oldu.

Böylece, ülkede doğalgaz sektöründe faaliyet gösteren yabancı firmalar üzerinde devlet kontrolü sağlandı ve bu firmaların kârının büyük bölümünün devlete aktarılmasının önü açıldı.

Yasanın onaylanması, Brezilya'dan Petrobras, İspanya ve Arjantin ortaklığındaki Repsol, Fransız Total ve İngiliz British Gas gibi firmaları etkiliyor.

Ayrıca Hollandalı Royal Dutch Shell firmasının da kontrolünün büyük bölümü, firmanın Bolivya'daki kolu olan Transredes'e devredilecek.

Başkent La Paz'da düzenlenen törende konuşan Evo Morales, bunun ülkesinin doğal kaynaklarına sahip çıkmak için verdiği mücadelenin bir parçası olduğunu ve tarihi bir olay anlamına geldiğini söyledi.

Morales, bugüne dek Bolivya halkına hiçbir zaman ülkedeki enerji anlaşmaları hakkında bilgi verilmediğini, hiçbir ihalenin parlamento tarafından onaylanmadığını da belirtti.

Evo Morales, "Şimdi ilk adımı tamamladık. Süreç, diğer doğal kaynakların da Bolivya halkının yararına kullanılmasıyla gelecek yıl da devam edecek" diye konuştu.

Bolivya, Güney Amerika'da Venezuela'nın ardından ikinci en büyük doğalgaz kaynaklarına sahip ülke.

Ülkede doğalgaz sektöründe faaliyet gösteren 26 yabancı firma bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Evo Morales, yabancı firmalara kontrollerinin büyük bölümünü devlete bırakmaları yönünde anlaşmaları imzalamaları için altı ay süre tanımış, bu yönde hareket etmeyen firmaların ülkeden atılacağını belirtmişti.

Morales, petrol sektörünü de kamulaştırmış ve geçtiğimiz hafta da toprak reformu yasasını imzalamıştı.

Etiketler :

Amerika dünya jandarmalığına soyunup, zulümlerine devam ederken kendi sonunu da hazırlıyor. Bu sondan kurtuluş yok.Kendisi çok uzaklarla uğraşırken hemen arka bahçesinde Amerikan emperyalizmine hayır diyen, kaynaklarımız bizimdir,halkımızındır,onları Amerika'ya peşkeş çekmeyeceğiz, Ona yedirtmeyeceğiz diyen Milli Görüşçü zihniyetler iktidara geliyor.

Amerika bu iktidarları ne kadar alaşağı etmeye çalışsa da halk,halktan yana olan zihniyete sahip çıkıyor.

Ahh n'olaydı gizli kapılar ardında verilen brifinglerde bu gidişle Refah Partisi bir dahaki seçimlerde % 66 ile iktidar olacak deyip 28 Şubat sürecini başlatanlara karşı Bizim Halkımız da Venezüella ve Bolivya Halkı gibi oylarıyla direnseydiler.

Ey halkım şimdilik "Layık olduğunuz gibi idare olunursunuz" düsturunu hatırlatmaktan başka ne diyeyim.

Bari bu seçimlerde kendine sahip çık."Benim saadetim ancak SAADET'le olur" deme Feraset ve  Dirayetini göster.

 

 

Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner'in Chavez'in tekrar seçilmesini değerlendirdi. Laçiner'e göre ABD'nin işi artık eskisinden daha zor.

Laçiner,  Venezuella'nın ve Güney Amerika'nın bu seçimle neler kazandığını anlattı. Chavez'in uzun süredir ABD'nin karşısında dik durduğunu belirten Laçiner konuşmasını şöyle sürdürdü.

Chavez Venezüella'nın tekrar devlet başkanı olarak gerekli yerlere mesajını vermiştir. Hugo Chavez'in koltuğuna tekrar 6 yıl daha oturacak olması ABD gibi bir süper gücün karşısında Amerika Kıtasın'da çok büyük anlamlar içermektedir. Çünkü Amerika kıtasında darbe olan ülkelerin hepsinde büyük parmağı alan ABD'nin işi bu seçimle daha çetrefilli bir duruma gelmiştir. Sömürüye dayalı politikası ABD'nin artık sona geldiğinin ifadesi olarak karşımıza çıkmakla birlikte bu seçim gerçekten dünyanın gerçeği görmesi açısında da önemlidir.
Chavez bu seçimle birlikte artık daha da güçlü duruma gelmiştir. Hem ekonomik olarak hem de siyasi olarak. Bundan sonra Amerika kıtasında daha önce darbeler olmuş ülkelerde Amerikan karşıtlığı olan veya Amerikan sömürgesinde olan ülkelerde ABD'de karşı bir yıllardır süregelen tepkilerin artması artık olasıdır.

Çünkü yanke isyanı diye bilgidğimiz Amerikan karşıtlığı düşüncesi artık Güney Amerika'nın Venezüella Devlet Başkanı Chavez gibi düşünenlerin sayısında artış olacağıdır. Yıllardır bu ülkelere hem ekonomik olarak hem de siyasi olarak üstünlüğünü kabul ettiren Amerikan politikasının bu kıtadaki yaptırımları artık daha zor olacaktır. Belkide hiç olamkayacaktır. Çünkü önümüzdeki günlerde Şili, Brezilya ve diğer ülkelerdeki siyasi iktidarın Chavez politikalarıyla daha da istikrar kazanması söz konusu olabilir.

Olayın bir de ekonomik boyu var. Güney Amerika'da kaynakların Amerika tarafından sömürülmesi bu seçimle birlikte diğer ülkelerin ekonomik birleşmesini doğurabilir. Bir başka deyişle ülkeler Amerikan sömürgecilğinden ziyade kaynaklarını ortaklaşa kullanıp güçlerini birleştirme yönünde ciddi somut adımlar atabilir. Chavez'in sadece Güney Amerika'da ABD karşıtı olduğu bilinmiyor. Bütün dünya ülkelerinde bu karşıtlığını haykıran Chavez bu seçimle ekonomik olarak daha da güçlenebilecekleri sinyalini diğer siyasi iktidarlara Amerikan yanlısı olan ülkelere bile vermiştir. Önümüzdeki günler ABD için daha zor olacaktır. Çünkü Chavez artık mesajını daha güçlü vermiş, Amerika'nın işi bu büyük kıtada daha çetrefilli hale gelmiştir. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz...

 

Etiketler :

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=198756

 

Nasrallah’ın sözleri şarkı oldu/Video
Lübnanlı ünlü Hristiyan sanatçı Julia Boutros Hizbullah lideri Nasrallah’ın sözlerini şarkı yaptı. Sanatçı, albümünün gelirlerini de İsrail’in vurduğu hayatlara bağışladı.
            

 

 Şarkının sözleri

 

Canlarım!

Mektuplarınızı dinledim..

İman ve onur dolu.

 

Siz!

Haykırdığınız gibi…

Meydanda Allah’ın erlerisiniz..

 

Siz!

Gerçekleşen vaadsiniz!

 

Siz !

Gelecekteki zafersiniz..

Güneş dağının yiğitleri!

Eşkıyaları alt eden!

Öperim ayaklarınızı!

 

Onuru bile onurlandıran!

Toprağımızın onuruna bulaşmış!

Gerilemez ve sarsılmaz!

Sizinle dünyayı değiştiririz!

 

Kadere baş eğenler!

Tatlı yarını sizinle kurarız!

Sizinle yürürüz

Yarınlara ve zafere!

 

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah‘ın konuşmaları şarkı oldu. Lübnanlı ünlü sanatçı Julia Boutros, Nasrallah’ın konuşmalarını besteleyerek albüm yaptı.

Albümün tüm gelirleri İsrail saldırılarında şehit olanların ailelerine bağışlanacak.

Hizbullah lideri hasan nasrallah israil saldırıları sırasındaki bir konuşmasında , İsrail’e karşı savaşan Hizbullah savaşçılarına seslenir.

Nasrallah, “canlarım” diye başladığı konuşmasında direnişçileri över.

Nasrallah’ın bu sözleri Lübnanlı hıristiyan sanatçı Julia Boutros’a, yeni albümü için ilham kaynağı oldu.

Lübnanlı bir şair de Nasrallah’ın sözlerini albüm için şiirleştirir.

Piyasaya çıkan kasetin tüm gelirleri israil saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerine bağışlandı.

Etiketler :

Kardinal’den Al Haberi…

Papa 16. Benedictus’un Türkiye ziyareti, Alman Süddeutsche Zeitung gazetesinde geniş yer buldu.

Gazetede, Türkiye ziyaretinde Papa’ya eşlik edecek Papalık Konseyi Başkanı Kardinal Walter Kasper’in sözlerine yer verildi.

Haberde, ziyaretinde Papa’nın Türkiye’de bir Hıristiyan mirası bulunduğunu netleştirmesi gerektiği belirtildi.

“Elbette bu bir mayın tarlası” diyen Kasper şunları söyledi: “16. Benedictus’u şiddete hazır fanatiklerin dışında, her an patlamaya neden olabilecek dört hassas konu bekliyor. İslamla diyalog, Ortodoks Hıristiyanlıkla ilişkiler, Türkiye’de din özgürlüğü ve Ankara’nın AB ile ilişkileri. Bu konular, ziyareti şimdiye kadarki en riskli seyahat haline getiriyor.”

 

Hedef Ortodokslar’la Bütünleşme..

Papa’nın ziyaretinde asıl hedefin Ortodoks Kilisesi ile yakınlaşma olduğunu söylemekten çekinmeyen Kasper, Doğu ve Batı Avrupa’nın bütünleşmesinin ancak Ortodoks kilisesini gemiye almakla mümkün olabileceğini belirtti.

Kasper, Aziz Paulus’un ilk mektuplarının Türkiye sınırları içindeki cemaatlere gönderildiğini, Vatikan’ın da bu Hıristiyan mirasını korumaya yardımcı olmak istediğini kaydetti.

Türkiye’de yaşayan Hıristiyan azınlığa ait bazı kiliselerin hukuki statüsü bulunmadığını ve kiliselerin mülk sahibi olamadıklarını belirten Kasper, Bartholomeos’un 30 yıldır kendi din adamlarını yetiştiremediğini vurguladı.

 

Eee işte gördüğünüz gibi en yetkili ağızdan Papa’nın Türkiye’ye niye geldiği ifşa edilmiş oluyor.

Bu kadar net ifadelere rağmen hala imanın en zayıf işareti olan kalpleriyle  bile buğzetmeyenlere, aman n'olacakmış canım diyenlere, bir kuru kalabalık olmaktan bile imtina edenlere ....yazıklar olsun.

Gelin bu kötülüğü elinizle düzeltin.

 

Bunun da yolu 26 Kasım’da haydi Çağlayan (SAADET) Meydanı’na..

Etiketler :

 

Nerde olacak tabiki Çağlayan (SAADET) Meydanı'nda...

 

26.Kasım Pazar günü saat:12 ‘de Çağlayan (SAADET) Meydanı’nda buluşalım.

 

Neden mi?

 

Peygamberimiz’e hakaret eden, ülkemizi hiçe sayan Papa’ya haddini bildirmek için.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı tarafından Ankara’ya davet edildiği halde

(Niye davet ettiyse?)

 -Nereye gideceksiniz diye sorulduğunda -(Bilerek ve isteyerek ve kasten) Konstantinapolis’e gideceğim diyen.

Bu deyişiyle aslında “Ben Ankara’yı yani Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımıyorum diyen, Türkiye yoktur, Bizans vardır.İstanbul yoktur, Konstantinapolis vardır diyen adama DURR! demek için HAYDİ ÇAĞLAYAN’a..

 

Ne kadar çok olursak tokadımızın sıkleti o şiddette olur.

Bu çokluğumuzla Ey Papa ! Ey Patrik ! Ülkemiz hakkında, İstanbul hakkında, İslam ve Müslümanlar hakkında yapmak istediğiniz hinlikleri aklınızdan bile geçirmeyin. Biz Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde buradayız. demiş oluruz.

Kültür Başkenti maskesi altında Bizans’ı hortlatamayacaksınız, Ruhban okulunu açamayacaksınız, gözbebeğimiz İstanbul’umuzun göbeğinde Vatikan tipi bir devlet asla kuramayacaksınız diye hakıracağımız sesimizin yüksek çıkması için; ümmetinin çokluğuyla övünen Peygamberimiz'in övünmesi; bu kalabalıklığımızla İslam düşmanlarının kalplerine korku salmak için..

 

PAPA, PATRİK FENER’DE TÜRK MİLLETİ NEREDE? dedirtmeden

HAYDİ ÇAĞLAYAN’a..

http://www.saadetfatih.org/

http://www.sp.org.tr/

http://www.saadetpendik.com/

Etiketler :

Tam 40 Yıldır....

20/11/2006

Tam 40 yıldır,

"Önce ahlak ve maneviyat diyor" gülüyorlardı.

Şimdi polisler bile kapkaça uğruyor,lise bahçelerinde uyuşturucu satılıyor.

"Yeniden büyük Türkiye" diyor sanayileşelim, tank top yapalım diyor yine gülüyorlardı…

Şimdi ise tarım ülkesi bile değiliz..

"Yeni bir dünya" diyor, Siyonizmin tehlikesine işaret ediyor, en son 2002 seçimlerinde SAADET'in sloganı "II.Sevr'e hayır" oluyor,anlamıyorlar yine gülüyorlardı.

Şimdi ise Bakü Tiflis Ceyhan boru hattıyla çizilen Kürdistan-Ermenistan haritaları boy gösteriyor..

40 yıldır dediklerinin hepsi birer birer çıkıyor ama HİDAYET-DİRAYET-FERSAET ten yoksun kalpler, gömleği çıkarmış kafalar anlamıyor, anlayamıyor, anlamak istemiyor.

İttihatçıların II.Abdülhamit'in mezarının başında ağladıkları gibi ağlayacaklar amma iş işten geçmiş olacak.

Hocam Allah benim ömrümden sana ömür katsın.. (REDDİYECİ)

 

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, sadece Türk siyasi hayatının önemli bir aktörü olmadı. İslam dünyasının çok sevdiği ve bağrına bastığı Erbakan, kendi ülkesinde verdiği mücadelenin yanı sıra dünya siyasetini ve yönetimlerini etkisi altına alan büyük güçleri de karşısına aldı. Gücü üstün tutan zihniyetlere karşı hakkı üstün tutan zihniyetin yanında yer alınması gerektiğini söyledi. Siyasete atılmadan önce de ilim dünyasında güçlü fikirleri olan Erbakan’ın dış güdümlü siyasete karşı verdiği mücadele büyük oldu. Mehmet Ergin, Akis Kitap’tan çıkan eserinde Necmettin Erbakan’ın kişiliğine ana rengini veren ruh halinin devrimcilik olduğunu söylüyor: “O, hayatını sadece kendisinin ya da yandaşlarının “dünya hayatı” için yaşamayı hedeflemedi. O, ölümsüz bir değişim rüzgârı başlatmak için yaşayan önemli bir kişilik oldu. Bu sebeple onu, ağır bir şekilde cezalandırılsa da önemsemez bir tavır alırken gördük. Bu da inandığı değerlere verdiği önemin, kişisel başarısına verdiği önemin önüne geçmiş olmasından kaynaklandı.”

Erbakan’ın uzun soluklu mücadele hayatı, sorumlulukları, kararları, çocukluk, gençlik ve öğrencilik yılarından önemli kesitlerin yer aldığı kitapta Milli Görüş liderinin liderlik özelliği de ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. Ergin, devrimci bir ruh, kararlı bir lider ve sıkı eylem adamı olarak değerlendirdiği Erbakan’ın ilim dünyasındaki yerini, siyasetteki dehasını mercek altına alıyor. Ergin ‘tanıdığı’ Erbakan’ı şu cümlelerle ele alıyor: “Çalışma hayatında gösterdiği yüksek performans ve disiplin, şefkat ve nezaketine gölge düşürememişti. Tam bir beyefendi olması da otoritesine, disiplinine engel değildir. Sağlam karakteri ve inancı sayesinde imkânsızı mümkün hale getirecek bir kurgu zekâsı, realize edebilen vukufiyeti vardır. Son derece gelişmiş analiz yeteneği, sistem teorilerini çok iyi kavramasındandır. Dünyamızda var olan her tür siyasal, ekonomik ve sosyal düzeni üst perdeden izleyen, bütünü yakalayan bakış açısına sahiptir.  Maddi ve manevi kalkınmanın ayrılmazlığını görebilen, ilişkisini ince bir anlayış, derin bir kavrayış ve köklü bir idrakle ortaya koyan, sistematiğini kurabilen kapasite ona doğuştan verilidir. İfadeleri ve tarzı matematik kadar net ve anlaşılırdır. Esprileri bile öğreticidir, gerçeği işaret eder”


Erbakan’ın liderlik ve yönetim sanatına da eğilen Ergin, onun sadece dindar kesimin öncüsü ve sözcüsü olmadığını, yönetme ve liderlik etme sanatına da yüksek standart getirdiği tespitini paylaşıyor okurla: “Eyyamcı politikacıları sarstı, zorladı, bir ölçüde değiştirdi. Eski politikacıları eledi, silkeledi; yeni politikacılara yüksek vizyon, olağanüstü gayret ve alternatif üretme modeli oldu. Erbakan hiçbir zaman bilinen anlamıyla ve çağrıştırdığı imge kalıbıyla “politikacı” olmadı. O bir siyaset dahisi, bir ekonomi hocası, bir devrimci liderdi. Ama daha da önemlisi bir zihin dönüştürücüsüydü. Hoca, zihinlerdeki yüz yıllık düşünce kalıplarını titiz bir ayıklama ile taradı, temizledi. “Yapamayız, olmaz”ları öğütüp hamur etti, “nasıl yaparız”ların kalıplarını döktü. Gerçekten de hocayı sıradan politikacılardan ayırıp “lider” yapan temel özellik; popüler olmaya çalışmaması, inandığını söylemekteki korkutucu ısrarıdır. O, toplumun genel eğilimlerine aldırmadı, hatta neredeyse hemen her konuda akıntıya karşı yüzdü. Bu yüzden “onmaz bir muhalif” gibi görüldü. Ama birçok zaman da haklı çıktı.(…) Kuşkusuz hocanın temel özelliği, hiçbir zaman kendisini topluma beğendirmek için  çabalayan biri olmaması. Dünyada ve ülkemizde  din aleyhine onca güçlü cereyanlar varken; o korkmadan hem de eğip bükmeden, doğrudan doğruya dinden bahsetti. Hele “dinin vicdanlara yol göstericiliğinin devlet yöneticileri tarafından da dikkate alınması gerektiğine” dair fikirleri devrim niteliğindeydi.”

Kitapta Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çocukluk, gençlik yıllarını yanı sıra üniversitedeki başarılı hayatı da ele alınıyor. Savaştan yıkılarak çıkmış Almanya’nın yeniden toparlanışını da gören Erbakan, Almanya’da yaptığı çalışmalarla unutulmaz olur. Almanya’nın başardığını neden Türkiye başaramasın? Pancar Motor, Leopar tankları, Devrim otomobili gibi hayatında hep ilkler olan Necmettin Erbakan için odalar birliği dönemi de dönüm noktasıdır. Anadolu sermayesinin desteklenmesi gerektiğine inanan Erbakan, özel korunaklı sermaye gücünün karşısında ve Anadolu’nun yanında yer alır. MNP, MSP ve RP dönemlerinin ele alındığı kitapta 28 Şubat’ta aslında ne oldu sorusunun da cevabı aranıyor.

İlk 50 bin baskısı yapılan kitaba sahip olacaklara yayınevinin bir de Erbakan görüntülerinin yer aldığı CD hediyesi var.

Ayrıntılı bilgi için tel: 0 212 243 61 82

Kitabın arka kapak yazısı, teknik bilgileri ve internet üzerinden sipariş şartları:

(Milli Gazete)




 

Etiketler :

Kanal 7 Televizyonu satılığa çıkartıldı!

 

Kanal 7'nin satış haberi medya kulislerine bomba gibi düştü...!

 

Siz Erbakan Hocam'a vefasızlık ederseniz, gömleğini çıkartmadıkları için  kelaynak muamelesi gören sadıkların ahını alırsanız kendiniz ve ipliğiniz böyle pazara çıkar işte..

 

Şu an orta 2’ye giden oğlum Kanal 7 nin ilk günlerindeki “Gönül Dağı” müziğinin ninnisiyle büyümüştü.

 

Gün gelip te bu beyler gömleği çıkarttıklarında canımın acısından sessiz çığlığımın sesi olan gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmüştü.

 

Ninnisiyle büyüyen bu oğluma neden ağladığımı izah edememiştim. O çocuğun bakışları ve benim gözyaşlarım eğer ibret alırsanız Size yeter

 

Etiketler : vefasızlık

Öncelikle BERAT KANDİLİ'nizi tebrik eder, Allah'tan dünya müslümanlarına Nusretiyle yardım etmesini niyaz eder, insanlığın hayrına vesile olmasını temenni ederim.

 

Aşağıda yazacağım konunun bir bütünlük içerisinde daha iyi anlaşılabilmesi için sırasıyla:

16/08/2006  : Cevabı Zor (!) Bir Soru

22/08/2006  :  Çok Masumane Ama Bir Okadar da Tehlikeli Mayın

31/08/2006  :  Yaradılanı Severiz Yaradandan Ötürü

yazılarını okumanız faydalı olacaktır.

 

İmani mes'elelerle ilgili son iki yazıma yorum gönderenler temel olarak yorumlarına

“ Vardır bir hikmeti” , “Belki İlahi hakikatlerden bir cüzdür” , “Allah’ın takdir edeceği bir konudur” “ Allahu alem” anlayışını müstenidat tutmuşlar.

Ee tabi ki Allahu alem, tabiki Allah biliyor (Amenna) ama O bilen Allah aynı zamanda da BİLDİRMİŞ. Bildirmese ilimler olmazdı.

Bildirmese fıkıh olmazdı, akaid olmazdı.

Adetullah üzerine araştırma yaparak noksanlıklarımı gidermem gerektiğine de teşekkür ama gelin bu kadar tafsilata girmeden çok basit sebep sonuç ilişkisi kurarak bir netice elde etmeye çalışalım.

İmam-Hatip,İlahiyat okumamış,Adetullah’ı ise hiç bilmeyen sadece çocukluk yıllarında mahallesindeki camideki yaz kurslarında Fil Suresine kadar ancak öğrenebilmiş, elif cüzünün yarısını bile geçememiş bir müslümana soralım.

İmanın şartı kaçtır? Diye Tabiki 6’dır (yazıyla altı) diyecektir.

İşte “Her şeyi bilen” O Allah’ın Bizlere bildirdiği Amentü duasını da mutlaka ezberden okuyabilecektir.

Ve Rüsülihi nedir ? diye sorduğumuzda yine eminim ki bu ilim açısından vasatın bile altındaki Müslüman –Allah’ın Peygamberlerine iman etmektir. Diyecektir.

Bu vatandaşa  –Okuduğun o Amentü’deki ve Rüsülühi ile Allah’ın bütün Peygamberleri diyor ama Peygamberimiz Hz. Muhammed’e iman edilmese de iman edilmiş olur mu Ne dersin ? desek yine çok eminim -En hafifinden Git işine ya dercesine şaşkın bir ifadeyle bön bön suratımıza bakacaktır.

İlim açısından vasatın altındaki bir Müslümanın bile biliyor ve aklı kesiyor ki İmanın şartı altıdır. Başka bir ifadeyle bir kişiye “İman etmiş” diyebilmenin şartı..

Bu şartların 5’e indirilmesi hatta daha da vahimi “Tek Allah’a inanmak yeter” tarzındaki bir anlayışla 1’e indirilesi mümkün mü? Veya maddeler içinde Hz.Muhammed olmasa da olur gibi bir indirim,tenkisat söz konusu olabilir mi? Bu soruların kendisi bile abes öyle değil mi?

Eğer İman etmenin şartı Amentü’nün 6 maddesinin 6’sına da şeksiz,şüphesiz, indirimsiz, tenkisatsız, eklemesiz,çıkarmasız iman etmek ise ; o halde “Allahu alem, vardır bir hikmeti, Allah’ın takdiri” gibi fluluk, grilik, bulanıklıklara girmeden çok net olarak içinde

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz” ifadelerinin geçtiği onlarca ayet Size çıkartabilirim.

Ama Siz eminim kafir dahi olsa cömert olması yeterlidir mealinde hatta imasında bulunan bir ayet ve hadisi bulamayacak maalesef-bir alimden bizzat dinlemiştim- sözüyle iktifa etmek durumunda kalacaksınızdır.

Demek ki  “İman etmedikçe cennete girilemiyormuş. İman etmenin şartı da 6 imiş. Bu altı maddenin içinde “ve Rusulihi” de ifadesini bulan Hz. Muhammed’in de dahil olduğu bütün peygamberlere iman da varmış.

 

Bakınız bu yol haritasını elinize alınca mantığınız da değişir demiştim ya. İşte Size güzel bir örnek. “Onlar da Bizim Peygamberimizdir” diyerek yorum yazan arkadaşın yazdığı bu yoruma delil olarak gösterdiği aynı ayeti bu defa Ben ele alayım.

Arkadaşımız Müstenidat olarak Bakara Suresi 4. Ayeti almış. Ne diyor bu ayet

 Bakara 4- Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

 Doğru amenna. Ama ayetin devamındaki 5. ayet ne diyor?

 

Bakara 5- İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.

 

Sonuçtan gidersek:  demek ki doğru yol üzere olanlar ve kurtuluşa erenler kimlermiş?  Cevap gayet basit :

“Sana indirilene de..” inananlarmış.

Yani sana indirilene inanmazlarsa doğru yolda da değillerdir, kurtuluşa da eremezzleeerrr.

Allah’ın “Sana” dan kastının Hz. Muhammed (S.A.V), “İndirilenin Kur’an-ı Kerim olduğunda kimsenin ihtilafı olmasa gerektir.

Eğer bunda ihtilaf yok ise Peygamberimizin Peygamberliğini kabullenmeden ,doğru yolda olunamayacağı, kurtuluşa erilemeyeceği, hüsrana uğranılacağı dolayısıyla da cennete girilemeyeceğinde de ihtilaf olmasa gerektir.

 

Allah Kur'an-ı Kerim'in daha ilk ayelerinde açık açık "Sana indirilene inanmazlarsa doğru yolda değillerdir ,kurtuluşa eremezler" buyuracak Biz ise Allahu Alem cennete girerler diyeceğiz.

Açıkçası Ben bunu söyleme, Allah'ın Ayetlerine muhalefet etme en azından net olan ifadelerin berraklığını bulanıklaştırma ihtimali  cesaretini kendimde bulamıyorum.

 

Reddiyecinin fikrini değiştirmek mümkün değildir'den kastınız bu ise evet bu riske giremem.

Allah'ın tarif ettiği doğru yolda olmak isteyenlere, hüsrana uğramak istemeyenlere,kurtuluşa ermek isteyenlere:

İşte Peygamber: Hz. Muhammed (S.A.V.)

İşte Kitap: Kur'an-ı Kerim.

Onlara hoş görüneceğim diyerek ne Peygamberimi pazarlık konusu ederim ne de Allah'ın Ayetlerini lıght'laştırırım.

Acizane tavsiyem Bence Siz fikrinizi değiştirin de bu riske girmeyin.

 

Bir dahaki yazımda “Şeriatın delili 4’tür” hususunu işlemeye çalışacağım. O yazıyla konu daha da netlik kazanacaktır zannediyorum.

Etiketler :

Doğruyu - yanlışı, iyiyi-kötüyü  ayırt edemeyenler; yani HİDAYET'leri kararanlar bu gün Lübnan'a asker gönderilmesine  EVET diyecekler.

 

Gözlerinin ferleri gibi FERASET'leri de sönen bu insanlar oraya İsrail'in güvenliği için PEYGAMBER OCAĞI'nda yetişen şanlı Mehmetçiğimizi  gönderdiklerini, askerimizin orada HİZBULLAH'ı silahsızlandırma görevini üstleneceklerini göremiyorlar.

 

Hizbullah'ta alın buyurun silahlarımız diyecek değil ya.

Allah korusun bu durumda Müslümanlar karşı karşıya getirilmiş olacak ve başta İRAN olmak üzere bütün dünya Müslümanlarını karşımıza almış olacağımızı kestiremiyorlar.

 

Bundan sonraki aşamanın ise tıpkı SREBRENİCA katliamında olduğu gibi uydurma Tevratlarındaki "..kadınlarını kirletin, çocuklarını da yere çalın, "ayeti gereği bir ibadet aşkıyla katliam yapan ve güya kendilerine va'dedilmiş ( Arz-ı Mev'ud ) Fırat ile Nil arasını ele geçirmek için bu katliamları yapmaya devam edecek olan kana susamış siyonistlerin artık silahsızlandırılmış Hizbullah korumasından yoksun Müslüman halkı katledeceklerini fehmedemiyorlar.

 

HİDAYETleri kararıp FERASETleri de sönünce;

HAYIIIRR !!! Biz bu katliamların taşeronu olmayız  DİRAYET'ini gösteremiyorlar.

 

HEYHAAT !!!

 

05 EYLÜL 2006 AZİZ MİLLETİMİZİN ŞANLI TARİHİNE KARA BİR LEKE OLARAK GEÇECEK.

 

 

 

 

 

Etiketler :

Öncelikle konuya ilgi gösteren okuyucularıma çok teşekkür ediyorum. Hiçbir yazım bu kadar çok ve bu kadar tafsilatlı yorumlar almamıştı.

Fakat yorum yapanlar sağolsunlar benim entegrist bir yorumcu olmamdan tutun da , insanların kurtulamamasından haz duyan, bundan bir şey kazanmayı uman bir gaddara kadar vardırmışlar.

 

Oysa Benim hangi dinden olursa olsun insanlara ve insanlığa bakışımın şekillenmesinde şu bilgim bana mihmandar olmuştur.

Peygamberimiz Mi’raca çıkarken Hz. Adem’le karşılaşmış. Bir bakmış ki Hz. Adem sağına dönüyor tebessüm ediyor, soluna döndüğünde ise yüzünü bir hüzün kaplıyor. N’için ? diye sorduğunda cevaben- İnsanoğlunun hepsi Benim sulbümden. Sağıma döndüğümde Onlardan iman ettikleri için cennete girenleri görüyor ve seviniyorum. Soluma döndüğümde ise iman etmedikleri için cehenneme girenleri görüyor ve üzülüyorum.

 

Bu terbiye ile hamurumuz yoğrulduğu içün: din , dil, ırk gözetmeksizin

"Yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü"

 

Bir müslümanın bütün insanlığın gerçek manada iman etmesi ve cennete kavuşmasını istemesinin gerekliliğinin İ’layı Kelimetullah’da ifadesini bulduğunu bilen biriyim. Bu gerekliliğin adının da  CİHAT olduğunun, Cihad’ın da farz olduğunun Elhamdüli’llAh idrakindeyim.

 

Hal böyle iken yorumcu arkadaşlar konuyu Şahsım üzerine yoğunlaştırmışlar; dolayısıyla da konu dikkat çekmek istediğim mecradan başka bir yöne kaymış. Ama bu da ayrı bir güzellik. Fikirlerin çarpışmasından hakikat doğar..

 

Öncelikle te’yiden ifade etmem gerekir ki din de iman da kimsenin tekelinde değildir. Bunun şuurundayım.

 

Biz; ahir zamanda sabah imanla evden çıkıp akşam eve imansız dönülecektir uyarısıyla büyüdük. Dolayısıyla Müslüman bir anne babadan doğmamız imanla son nefesimizi vereceğimiz garantisini vermiyor maalesef.

Aynı şekilde bu gün imansız diye vasıflandırdıklarımızın hidayete ermesi Allah’ın inayetindedir. (Amenna)

 

Biz büyüklerimizden şu darb-ı meselleri de dinledik :

Kötü yola düşmüş kadının biri susuzluktan dili kurumuş bir köpeğe ayakkabısıyla kuyudan su çıkarıp vermiş ve bu iyiliği onun hidayetine vesile olmuş da cennetlik olmuş.

Bir başka kişi de ömrü boyunca din alimi mertebesinde imiş de, düştüğü bir hata sonrasında bir cana kıymış şeytan bunu fırsat bilip Ona yaklaşmış ve - İmanını verirsen seni kurtarırım demiş. Adam da şeytana kanmış ve imansız gitmiş. E tabi dolayısıyla da cehennemlik olmuş.

 

İşte Size bu konuda çok canlı bir örnek. Hatırlar mısınız bilmem? Uğur Dündar’ın Arena adlı programına hem malzeme olsun, hem de bir taşla iki kuş vurarak,Müslümanları rencide edelim gayesiyle bir konu mankeni kullanılarak bir mizansen hazırlanmıştı.

Ankara Cebeci Camii’nden emekli 23 yıllık vaiz Şerafettin Hoca’ya bu konu mankeni güya dini sorular sorma bahanesiyle yanaşıp aklını,nefsini çeliyor. İş gizli kamera çekimlerine kadar  varıp bu iki kişi arasında yaşananlar kamuoyuna da ifşa edilince Hoca kafasına kurşun sıkarak intihar etmişti. Allah hepimizi böyle bir sondan muhafaza buyursun.

 

İnsanları doğru yola irşad eden 23 yıllık bir vaizin sonu bile böyle olabiliyorsa Biz kimiz ki?

Dualarımda hiç aksatmadığım bir cümlem var. “Allah’ım bize hayırlı ömürler, hayırlı ölümler nasip et.”diye.

 

İnsanlara ve insanlığa bakışım ve onların iman etmesi,onların cennetlik olmasını isteme hususundaki bakışımı Sizlere verebildim zannediyorum.

 

Mesele de insanlara ve insanlığa “Yaradılanı severiz Yaradandan ötürü” bakış anlayışımdan çıkıyor ya zaten.

Eğer Onlar’ın gerçek manada imanına vesile olamazsak, sırtlarını sıvazlayıp kendilerini hoş görüp, “yok aslında birbirimizden farkımız.” “Siz Hz. Muhammed’e iman etmeseniz de, hatta mesela iman bile etmeseniz de cömert olsanız bu  bile cennete girmenize yeter” diyerek Onları imana getirelim derken  imandan alıkoyarız da Bizim yüzümüzden cehennemlik olurlar” endişesi, bu yazıları yazmaya sevkediyor.

 

Hele bir de O insanlar –Allah’ım Ben Senin istediğin manada iman edecektim. Ama bana bu halinle de iman etmiş sayılırsın, Allahu alem  cennetliksin dediler. E ben de insanım. “Kolay mı Allah aşkına din değiştirmek? En basit alışkanlıklarımızı bile değiştirmekte bu kadar zorlandığımızı bile bile... Giyim tarzını, beslenme alışkanlıklarını, saçını sakalını, taraftarı olduğu futbol takımını değiştirmek bile insana neredeyse imkansız gelirken..” Benim de işime geldi.

 

Bir tarihte Türkiye’de idim. Ağustos sıcağında Müslümanlar oruç tutarken ben otelde havuz başında viskimi yudumluyordum. Bana hizmet eden ve Oruç sebebiyle dudakları susuzluktan çatlamış garson Karadenizli Temel de “Dinunun kıymetinu bil” dediydi (Bir Karadeniz fıkrasından uyarlama) Ben de cömertlik gösterip bol da bahşiş verdiğim için nasıl olsa cennetlik im diyerek bu halimle kaldım.” Deyip te Bize vebal yüklerse halimiz nice olur ?

 

İşte bu risk, bu vebal benim uykularımı bölüyor.

 

Neyse artık konuyu Benim üzerime yoğunlaştırmak yerine asıl mes’elemize dönelim istiyorum.

Bir sonraki yazımda…

Ama konu başlığımı şimdiden söyleyebilirim.

“İmanın şartı 6 (yazıyla altı)’dır.

 

Etiketler :

Bir önceki yazımdaki sorum şu idi:

Diğer İlahi Dinlerin Peygamberleri Bizim de Peygamberimiz midir?

Öncelikle lütfedip yorum-cevap yazan arkadaşlara çok teşekkür ediyorum.

Cevaplar tahmin ettiğim gibi   “Evet Onlar da Bizim Peygamberimizdir” şeklindeydi.

Bu soru üzerinde;  Acaba? Yoksa ?  Değil mi? şeklinde hiç düşündüğünüz oldu mu?

Bence bir düşünmekte fayda var.Bu soruya “Bizim” kelimesine yüklediğiniz anlama göre cevap çok değişecektir.

Eğer bu “Bizim” den Hıristiyanlığın ve Museviliğin tahrif edilmiş olduğu bu devirde, kendi Peygamberleri Hz. Üzeyir ve Hz. Zekeriya’yı (testereyle doğrayarak) şehit etmiş Yahudiler yerine;

Hz. İsa’yı çarmıha germeğe teşebbüs etmiş Hıristiyanlar yerine; “sahip çıkılmayana sahiplik” anlamını kastediyorsanız; evet Onlar da “Bizim Peygamberimizdir” Fakat Allah’ın Peygamberlerinin bu sahipliliğe ihtiyaçları olmasa gerek. Hepimizin ve bütün Peygamberlerin de sahibi  Allah’tır.

 

Eğer bu “Bizim Peygamberimiz” kavramına  “Yok aslında birbirimizden farkımız” anlamını yüklüyorsanız işte o çok masumane ama bir o kadar da tehlikeli mayına basmışsınız demektir.

Bu tehlikeye düşmemek, bu mayına basmamak için diyorum ki :

 

Hayır ! Onlar Bizim Peygamberimiz değillerdir.

 

Onlar Amentü’de vücüt bulan ve  imanın şartlarından olan “ve Rusuli hi” dirler. Yani Allah’ın gönderdiği Hakk Peygamberdirler.(Amenna) Ama Bizim Peygamberimiz değillerdir.

 

Eğer Allah bunu murad etse idi en başta Bizim ağzımızdan okunması için Amnetü duasını “..ve melaiketihi, ve kütübihi, ve rusulihi ( O’nun Meleklerine,Kitaplarına, Peygamberlerine)“ şeklinde değil de  “ve melaiketina, ve kütübina, ve rusulina” ( Bizim meleklerimiz, Bizim Kitaplarımız, Bizim Peygamberlerimiz” şeklinde öğretirdi.

 

Ya reddiyeci Sen de amma abartıyorsun. “Bizim Peygamberimiz” desek n’olur. “Hak Paygamber” desek n’olur.

Vallahi çok şey olur.

 

Bu mayına bir bastınız mı bakış açınız ve mantaliteniz ayetleri yorumlamanız da buna uygun bir yol haritası çizecektir.

Yorum yazan arkadaşın yaptığı gibi “Onlar da Bizim Peygamberimiz”  demek adına hemen aşağıdaki ayete sarılıp;

Al-İ İmran-67--İbrahim, ne Yahudi ne de Hıristiyandı; ancak o, hanif bir Müslümandı ve Allah'a ortak koşanlardan da olmamıştı. “ diyerek

Ee bak Allah’ımız bir, Peygamberlerimiz de zaten Müslümanmış o halde “Yok aslında birbirimizden farkımız.” Deyiverirsiniz.

Bunu deyince ne olur ki  ? Dedim ya çok şey olur.

Bu yol haritasını elinize aldınız mı bir kere haritanın gösterdiği ikinci dönemeç ise:

Allah’ımız bir. Zaten Sizin de Peygamberiniz Müslüman; Ki Onlar da zaten “Bizim de Peygamberimiz.”

Bu durumda aramızda ihmal edilebilir,görmezden gelinebilir küçük bir fark kalıyor. O da Hz. Muhammed’in Peygamberliği...

Öyleyse Peygamberimizi tanımasanız da, O’nun Peygamberliğine iman etmeseniz de  olur.

 

"Siz  tek Allah’a inanın yeter. Bu halinizle Siz de cennetliksiniz." noktasına gelmiş olursunuz.

 

Böylelikle bu haritanın mihmandarlığında dönemeç döneyim derken bir bakmışsınız mayına basıvermişsiniz.

 

İşte Size mayın. “Muahmmedü’rRasulullah’ı (Al-i İmran 144) kopartılıp alınmış bir kelime-i tevhid anlayışı.

 

Aynı Al-i İmran Suresi’nin 85. ayetinde ne buyuruluyor? :

Her kim İslam'dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.

 

Bu ayetle Allah’ın hüsranı ve hüsrana uğratması ve hüsrana uğratacakları gayet açık. Sonuçtan giderek okursak. Allah’ın hüsranına uğramamak, hüsrana uğrayanlardan olmamak için ölçü gayet açık. “Eslim Telsem” (Müslüman ol kurtul) Daha başka bir ifade ile Müslüman olmazsan kurtulamazsııııınnn.

Muhammedü’rRasulullah demedikçe de Müslüman olunmayacağına göre fazla söze gerek var mı?

 

Yazım okunabilir uzunluğu geçtiği için konuya bir sonraki yazımda devam edeceğim.

Yorumlarınızı bekliyorum.

Etiketler :

15/08/2006 Tarihli köşesinde Can Dündar "İslamcı faşistler" ve din eğitiminde Türk tecrübesi” başlığıyla bir konuyu ele almış. Bu yazısında da cevabı çok zor ( ! ) bir soruyu sorgulamış ve şöyle devam etmiş:

 

“Önceki hafta Hollanda'da çok önemli bir kongre vardı:

"Çoğulcu Bir Dünyada Din Eğitimi."
Kongreyi "Uluslararası Din Eğitimi ve Değerler Semineri" adlı uluslararası kuruluş düzenlemişti.

Türkiye'nin ne diyeceği merak konusuydu.


O yüzden Türkiye'den bir üye, kongrenin açılış bildirisini sunmak üzere davet edildi.
O üye, bir dönem Din Öğretimi Genel Müdürlüğü de yapan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mualla Selçuk'tu...


Selçuk, bildirisiyle kongrenin dönem başkanlığına da seçildi.


Böylece 1978'den beri düzenlenen kongrelerin "İlk Müslüman başkanı" sıfatını kazandı.

Selçuk'un "Din Eğitiminde Dinler Arası Bir Boyut Geliştirme" başlıklı bildirisi, bu konudaki Türkiye tecrübesini aktarıyor.


"İslam'da ötekine bakış nasıldır?" diye başlayan bu önemli bildiri,

"Dinlerin hepsi mi doğrudur, yoksa sadece İslam mı?" gibi zor bir soruya yanıt arıyor

ve din derslerinin birlikte yaşama tecrübelerine nasıl katkıda bulunabileceğini araştırıyor.” Demiş Can Dündar yazısında...

  

Sayın Can Dündar

 

 2 + 2 'nin cevabı Sizce çok mu zor?

 

 Eğer bu soruya 4 derken zorlanmadıysanız aşağıdaki soruda niye zorlandınız anlayamadım?

 

 Bu günkü yazınızdaki ; "Dinlerin hepsi mi doğrudur, yoksa sadece İslam mı?" gibi zor bir soruya yanıt arıyor." cümlenizi çok garipsedim.

Bir defa böyle bir "şey" in konu olarak gündeme getirilmesi ve bunun bir soru olarak kurgulanması bile abesle iştigal.

Bu abesle iştigal eden ise bu gün yaşasaydı İmam-ı Azam’ın bulunacağı konumda olan İlahiyat Fakültesi Dekanı Mualla Selçuk’tan başkası olamazdı tabiki.

Mualla Selçuk kim mi ? derseniz namazda bile kadın başını açabilir fetvasını ( ! ) veren bir İlahiyatçı ( ! ) Hani Şu DSP koalisyonu döneminde Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne getirilen kişi.

Bu konuda acizane benim bir teorim var.

"Senin hangi iktidar döneminde hangi mevkiye getirildiğini söyle Senin ne mene biri olduğunu söyleyeyim.

Bu teorim ışığında Deniz Baykal’ın bu gün gazetelerde yer alan Bu günkü Diyanet İşleri Başkanını övücü sözlerini de değerlendirebilirsiniz.

Allah’ım ne günlere kaldık bir de Zekeriya Beyaz’ımız var. Yaşar Nuri’yi de Siz ekleyin bu İlahiyat Fakültesi Dekanı İlahiyatçılara ( ! )

 

Gelelim abesle iştigal bu cevabı zor ( ! ) soruya:

 

Dinlerin hepsi mi doğrudur, yoksa sadece İslam mı?

 

Cevap çok basit Tabi ki İslam doğru..

 

Şununla karıştırılmasın.

Yahudiliği de Hıristiyanlığı da aynı Allah göndermiştir. Buna amenna.

O Allah ın gönderdiği bütün dinlere saygı duyarız. Peygamberleri de hak Peygamberdir.

Buna da amenna.

Ama işte o Aynı Allah buyurmuş ki toplumların ve insanlığın gelişmesine paralel olarak dinleri  tekemmül ettirdim.

”Size en son ve en mükemmel din olarak İslam ı seçtim.”

E TABİKİ BUNA DA AMENNA..

İşte buna amenna dediniz mi işlerin değişmesi lazım. Bunu buyuran O Allah’a iman etmiş üstelik de İmam-ı Azam mevkiindeki bir İlahiyatçı’nın “Yalnızca İslam mı doğru” kurgulu bir şey i konu yapıp üstelik de bildiriye dökmemesi gerekirdi.

Eğer bu soruyu sorabilmişse geriye dönüp imanını sorgulaması lazım.

 

Dinlerin tekemmülünü bir çocuğun 1.sınıftan başlayarak sırasıyla 2.,3.... sınıflara yükselmesi gibi düşünebilirsiniz.

Bu gün İslam'dan önce gönderilen dinler de doğrudur, ben buna iman edeceğim demek ise; artık lise ye geçmiş bir öğrencinin yok ben illa ilkokul 1.sınıf müfredatıyla yetineceğim demesiyle aynı anlama gelir. Hele bir de bu 1.sınıfın kitapları tahrif edilmişse...

Olayın bir başka boyutu ise: Müslüman olan birinin diğer dinler müntesipleri için Onlar da cennete girebilir demesidir.

İş buraya gelince uzar. İyisi mi bu konuyu sonraki yazılarımda ele almaya çalışayım.

Ama Siz şimdiden soracağım ve cevabı çok basit ve kolay soru üzerinde bir zihin jimnastiğİ yapın bence..

Soru şu :

Diğer İlahi dinlerin Peygamberleri de Bizim peygamberimiz midir?

 

Cevaplarınızı yorum linkinden bekliyorum.

 

Etiketler :

Tayyip Erdoğan, İsrail-Filistin gerginliğinin Lübnan'a da sıçrayarak tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek "İnsanlık bu yangına daha fazla kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır. Uluslararası toplum hiç vakit kaybetmeden harekete geçmeli" dedi. Erdoğan bu sözlerine karşılık Kral Abdullah ise "Sayın Erdoğan duygularıma tercüman oldunuz" şeklinde konuştu.

 

Cek cak mış miş...Gülün bakalım gülün.

Erbakan Hocam'ın Feshane'deki konuşmasında dediği gibi

"Sicillerinde Ebu Gureyb'in çığlıkları kalacak."

Bu akşam itibariyle AKP'nin iktidarındaki İncirlik Üssü'nden çıkan ve üzerinde patlayıcı yazan tırların sayısı 55'e ulaştı..ve aynı iktidarın bakanlarının başı Tayyip Efendi "İnsanlık bu yangına daha fazla kayıtsız kalamaz,kalmamalıdır" diyor.

Yaptıklarına ve icraatlarına bakınca herhalde bu cümlesinin şöyle devam etmesi anlamlı olur

"" Bak biz kayıtsız kalıyor muyuz? Kalmıyoruz tabiki.BOP eşbaşkanlığı görevim kapsamında jandarma ve polis eskortları eşliğinde İncirlik üssünden 55 tır dolusu bombayı Lübnanlı ve Filistinli çocuklar üzerine boca edileceğini bile bile Mersin ve Silifke Taşucu  Limanına ve Irak Sınır Kapısı'na sevkine gık çıkarmadım,müsaade ettim,seyrettim. Sevkiyatlar daha da devam edecek."

Bir de Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Yok bunlar miadı dolmuş Amerika'ya gönderilen malzemelermiş mişş.

Yahu Erzurumlu meşhur TEYO PEHLEVAN'ın yalanları bile Sizinkinden daha mantıklıydı.

Dünyanın en büyük kargo uçaklarıyla İncirlik'e gelen mühimmat ne hikmetse miadı dolunca havayolu yerine Mersin Limanından deniz yoluyla, hele de kara yoluyla Irak Sınırı'ndan Amerika'ya geri gönderiliyor öyle mi?

Hem de tam İsrail'in Lübnan'ı vurduğu günlerde..( ! ! ! )

Kargalar gülme krizine tutuldu bile..

Bir Müslüman olarak son tahlilde alnı secde gören bu insanlar için üzülüyorum. Çocuk katilleriyle bir ve beraber olmanın, ortak vizyon belgelerine imza atmanın,startejik ortağız demekle övünmenin,daha da ötesi işi fiiliyata döküp lojistik destek sağlamanın vebalini, hesabını Allah katında nasıl verecekler acaba?

 




Etiketler :